30 Haziran 2013 Pazar

Apple İçin 10 Yararlı Uygulama

TEAMVIEWER HD1


TEAMVIEWER HD


Hepimiz az çok TeamViewer’i tanırız/biliriz.Uzaktan kontrol programıdır.Telefonunuza indirerek , bilgisayardan TeamViewer IP’inizi alarak telefonunuzdan HD kalitede ulaşabilirsiniz.Üstelik klavye+mouse için özel sistem bile var!Hemde HD olmasına rağmen ücretsiz!(Tablet+Telefon destekler)


 FACEBOOK1


FACEBOOK


Hepimiz maalesef “m.facebook.com” yada çakma bir uygulamadan giriyoruz.Fakat Facebook bunu durduruyor!Kendi geliştirdi uygulama ile bilgisayardan daha hızlı ve düzenli.Hızlı mesaj özelliği,yorum atabilme,beğenebilme hatta destekleyen oyunları bile oynayabiliyorsunuz!Bildirim ,mesaj ve arkadaşlık isteklerini rahatlıkla yönetebiliyorsunuz.


WhatSapp1


WHATSAPP


WhatSapp dünyaca ünlü ücretsiz mesajlaşma programıdır.Birbirinize resimler,videolar ,ses kayıtları yollayabilirsiniz. Üstelik ücretsiz.Rengarenk 100′ün üzerinde smiley(ifade/yüz ifadesi) var.Hatta son gelen güncelleme ile grup konuşmalarınıza logo yükleyip 50 ye varan kişi ekleyebilirsiniz!


 Skype1


SKYPE


(Öncelikle belirtelim ön kamera lazım aksi takdirde arka kamera kullanır otomatik ve karşıdaki kişiyi göremezsiniz yada o sizi göremez)


Skype bir çeşit görüntülü arama programıdır.Ücretsiz olmasına rağmen HD bir kalite sunar.Aynı zamanda görüntülü konuşurken yazı ,resim ,ses kaydı yollayabilirsiniz.Özellikle bu aralar maalesef Türkçe desteklemediği için yoğun biçimde eleştiri almaktadır.Aynı zamanda kontörleriniz varsa Skype Kontörüne çevirip görüntülü konuşabilirsiniz!


 Twitter1


TWITTER


Dünyaca popüler  sosyal ağ olan Twitter’a ulaşmak daha kolay!Tweet yazıyorsunuz fakat acil bir mesaja mı bakmanız gerek?Endişelenmeyin!Twitter bunun için çözüm buldu siz tweeti yarım bıraksanız bile o sayfaya geri döndüğünüz de tweet yazdığınız kadarını saklamış oluyor.Resim çekip paylaşabileceğiniz hızlı bir uygulama.


Fruit Ninja1


FRUIT NINJA


Dünyaca ünlü oyun firması Halfbrick tarafından geliştirilmiş “Fruit Ninja” can sıkıntısına birebir.Eliniz de bir bıçak olduğunu varsayarak meyve kestiğimiz bu oyunun 2 versiyonu bulunmakta.Biri paralı versiyon diğeri ise bedava versiyon.Paralı versiyonun diğerinden farkları ise online oynamanızı ,biraz daha fazla tema,biraz daha HD .Ancak bunlar büyük fark değil diyorsanız sizin için önerimiz Fruit Ninja Free.


%C4%B0nstagram1


INSTAGRAM


Facebook tarafından geliştirilen bu uygulama bir fotoğraf paylaşma sosyal ağı.Fotoğraflarınızı Twitter’da ,Facebook’ta ve bazı diğer sosyal ağlarda paylaşma imkanı tanınırken @k.adi gibi etiketleme sistemine sahip.Yorum yaparken o fotoğrafı beğenebilirsiniz.Takipçi sistemi ile çalışmaktadır.1 M kullanıcıya yakındır.


 Dr. Web L%C4%B1ght1


DR. WEB LIGHT


Malum bu aralar hackerler bilgisayarla kalmıyorlar akıllı tv’nizi telefonunuzda hackliyorlar. İşte buna bir dur zamanın bize geldiğini hatırlatan Dr.Web var.Şuan Google Play’de en iyi virüs programı.Yanlış algılama gibi bir problem yok!Tarama özelliğine sahip bu programın bedava versiyonuda var ancak maalesef lisans ücreti 75$ gibi büyük bir rakam.


 Google Crome1


GOOGLE CHROME


Google kendi işletim sistemine niye tarayıcı yapmasın ki icon smile1  ? Maalesef genelde telefonların kendi web tarayıcıları çok yavaş ve bazı dosyaları açmıyor.Ancak Google’un çözümü var.Tıpkı bilgisayardaki yapabildiğiniz tüm işlemleri yapabilir.Ve diğerlerine göre 0.3 sn daha hızlıdır.Maalesef çoğu kullanıcı Chrome’dan mahrum çünkü 4.0+( 4.0 dan yüksek sürüm) gerekiyor.


 TINY FLASLIGHT1


TINY FLASLIGHT


Elektrikler mi kesildi , el feneri yada mum bulamıyor musunuz? Sorun değil! Tiny Flaslight el feneri var. Oldukça yüksek bir ışık yayan bu sistem şarjıda az harcamayı ayarlamış gibi.Bununla kalmayıp polis sireni,uçaklar için kullanılan yön gösterici gibi çeşitle şeylere sahip.Maalesef son sürümlerde mors alfabesi kaldırılmış (ilk çıktığında varmış).


KAYNAK :  http://hayalcin.com/apple-icin-10-yararli-uygulama.html#ixzz2Xj6Q4omX



Apple İçin 10 Yararlı Uygulama

Skype’ı Biliyor Musunuz?

Daha önce duyurduğumuz gibi Türkiye’nin popüler anlık mesajlaşma servisi Messenger, kullanıcı sayısı hızla artan Skype ile birleşiyor.


Bu süreçte Messenger kullanıcılarına yardımcı olmak için dikkat edilmesi gereken noktalardan derlediğimiz küçük rehberler hazırladık. Bu rehberlerde yer almayan Skype hakkındaki diğer sorularınıza ise Türkçe destek alabileceğiniz Skype Community sayfasından cevap bulabilirsiniz.


Skype kişilerin tanıdıklarıyla bağ kurması, irtibatta kalmasını sağlar. Türkiye’nin en popüler anlık mesajlaşma servisi Messenger, Skype’la Skype adı altında birleşmeye başladı. Artık Skype, anlık mesajlaşma ve ücretsiz video görüşme gibi özellikleriyle hepimizin ilk tercihi olmaya aday.
img3 3a8e2612 233d 4ce6 9f09 137a687757cf1

İşte Skype’ı pek çok benzer servisten ayıran yanları:


Ücretsiz anlık mesaj gönderme , ücretsiz sesli veya görüntülü konuşma yapma gibi olanakları


- hem PC hem Mac bilgisayarlarda,

- ayrıca tabletler ve akıllı telefonlarda (Windows, Android ve iPhone)


Bu çoklu cihaz, çoklu platform ve çeşitli görüşme / mesajlaşma seçeneklerine ek olarak Skype bilgisayarlar arası kullanıldığında:


- aynı belge veya masaüstünde çalışma imkanı,

- Görüntülü veya sesli görüşme esnasında aynı kişilerle anlık mesajlaşma veya dosya paylaşma

- ikiden çok kişinin aynı anda görüntülü konuşabilmesi gibi birçok ek imkan da sunar.


Yukarda belirtilen temel ayrıştırıcı yönleriyle Skype sevdikleri ve tanıdıklarıyla ücretsiz bağlantıda kalmak isteyenler için en ideal çözümdür.


Bu süreçte Messenger kullanıcılarına yardımcı olmak için dikkat edilmesi gereken noktalardan derlediğimiz küçük rehberler hazırladık. Bu rehberlerde yer almayan Skype hakkındaki diğer sorularınıza ise Türkçe destek alabileceğiniz Skype Community sayfasındancevap bulabilirsiniz.
img31
Messenger’dan Skype’a
Skype’ta Anlık Mesajlaşma
Skype’ta dosya nasıl yollanır?
Skype’ta görüntülü konuşma nasıl yapılır?
Grup görüntülü konuşma nasıl yapılır?


Skype nasıl yüklenir?
Skype’a yeni kişi nasıl eklenir?
Skype’ta mesajlaşma ayarları 
Skype’ta grup chat nasıl yapılır?


Bir bumads advertorial içeriğidir.


 


skype logo2



Skype’ı Biliyor Musunuz?

Samsung Galaxy S4 ile Gelen Yenilikler

Samsung Galaxy S4 ile Gelen Yenilikler


galaxys4 ozellikleri1

Samsung Galaxy S3′ün uzun süre Apple’a kafa tutmasından sonra Samsung yeni telefonu S4′ü geliştirilmiş özellikleri ile piyasaya sürdü. iPhone 5′e en ciddi rakip olan bu telefonun fiyatını da cazip olarak ayarlayan Samsung piyasadaki yerini daha da sağlamlaştırcağa benziyor. Samsung Galaxy S4 reklamlarında da bahsedildiği gibi bir takım geliştirmeler ile geldi. Peki bu gelişmeler hangileri ?


- S4 te ekran boyutu az da olsa daha büyük olarak göze çarpıyor.

- Çözünürlük açısından çok daha fazla geliştirilmiş.

- 306 ppi olan pixel yoğunluğu 441 ppi ye çıkartılmış. Bu da daha kaliteli ve canlı bir görüntü demek oluyor.

- 1 gb olan ram 2 gb’e çıkartılarak daha da hızlı işlemler sağlanmış.

- Gövde boyutu da düşürülerek daha hafif ve daha ince bir telefon elde edilmiş.

- Kablosuz şarj edilebilme özelliği eklenmiş.

- Pil gücü ve pil ömrü daha uzun.

- Kameraların megapixelleri de geliştirilmiş.


Bu süper özelliklerle gelen s4′ün çıkması ile birlikte s3′ün fiyatının düşmesini bekleyenlere gün doğdu. Şu sıralar 1300 TL civarında satılan Galaxy S3 lerin fiyatları daha da düşecek gibi gözüküyor.



Samsung Galaxy S4 ile Gelen Yenilikler

Faydalı İphone Kısayolları ve Özellikleri

Faydalı İphone Kısayolları ve Özellikleri


en ucuz iphone, iphone kisayollari, iphone özellikleri



Pek çoğumuz artık akıllı telefonlara ve bir çok faydalı özelliklerine alıştık. Özellikle iPhone kullanımı azımsanmayacak kadar fazla. Peki iPhone için telefonumuzla beraber gelen özelliklerin tamamından faydalanıyor muyuz? Bir çok güzel özelliği bulunan bu telefonların özelliklerinden acaba ne kadarı hakkında bilgi sahibiyiz?


İşte işinize yarayacağını düşündüğümüz faydalı özelliklerdeb bazıları :


screen capture1

Ekran fotoğrafı çekme : Telefonunuzun ekranında o anda hangi görüntü varsa fotoğrafını çekebilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken Home tuşu ile aynı anda Kapama tuşuna basmanız. Çekilen fotoğraf galerinize eklenir ve oraya girerek görüntüleyebilirsiniz.


camera app2

Hızlı fotoğraf çekme : Anlık gelişen olayların hemen fotoğrafını veya videosunu çekebilmenize yarayacak bu tuş, kilit slide’ının hemen yanında bulunuyor, parmağınızı buraya bastırıp yukarı doğru kaydırarak hemen kameranızı açmanız mümkün.


inbox1

Yeni mail gelip gelmediğine bakma : Mail kutunuzdayken maillerin bulunduğu listeyi aşağıya doğru kaydırdığınızda gelen kutunuzu yenileyerek yeni mail gelip gelmediğine bakar.


airplay1

iPhone ekranını aktarma : iOS işletim sisteminde bulunan Airplay eklentisi sayesinde, telefonunuzun ekranındaki görüntüyü Pc ve Tv gibi diğer bir cihazın ekranına göndermeniz mümkün. Televizyon olarak sadece belli başlı ileri modellerde bu özellik destekli ama yine de AppleTV gibi ekstra bir donanım satın alarak görüntü kaybı yaşamadan, iPhone ekranınızı Tv ekranına aktarmanız mümkün.


do not disturb1

Rahatsız etme kullanımı : Ayarlar kısmında ana menüde bulunan Rahatsız Etme seçeneği sayesinde, sizin ayarlayacağınız saatlerde istenilen bildirimlerin sessiz olup, diğer saatlerde sesli olmasını bu kısımdan ayarlayabiliyorsunuz. Bu sayede gecenin bir yarısında mesaj sesi ile uyanmak daha da kötüsü, gelen bir uygulama bildiriminin sesine maruz kalmak zorunda kalmıyorsunuz.


lost iphone1

Kayıp telefonunuzu bulma : Bu özellik iPhone kurulum aşamasında aktif olup olmaması sorulan bir özellik. Pek çok kişi kurarken bunu kabul ediyor ama, faydası kadar sizi takip edilebilir hale getirdiği için zararı da bulunabilecek bir özellik. Yine de kaybettiğinizde harita üzerinde yerini gösteren bir uygulama sayesinde telefonunuzu çaldırma riskiniz de azalıyor. Zira hırsızlar da bu tip takip edilebilen telefonları çalmayı pek akıllıca bulmuyorlar.


Ekran yönü sabitleme kilitleme : Özellikle yattığınız yerden birşey izlerken ekranı döndürseniz dahi görüntünün sabit kalmasını sağlayacak bu özellik çok faydalı ama çok bilinmeyen bir özellik. Home tuşunuza çift tıkladığınızda aşağıda çıkan görev çubuğunu sağa doğru kaydırarak çıkan menüde ekranın yönünü sabitleme tuşunu bulabilirsiniz.


 




Faydalı İphone Kısayolları ve Özellikleri

29 Haziran 2013 Cumartesi

En güzel siz olun

Saç ve cilt bakımı ile makyaj yapımının incelikleri konusunda söylenen her şeyi unutun… Bütün kadınların ihtiyacı olan basit ama çözüme ulaştıran bu güzellik tüyoları ile bakımlı ve etkileyici bir görünüme kavuşmanız hiç de zor değil!


Güzellik ve bakım


Saç ve cilt bakımı ile makyaj yapımının incelikleri konusunda söylenen her şeyi unutun… Bütün kadınların ihtiyacı olan basit ama çözüme ulaştıran bu güzellik tüyoları ile bakımlı ve etkileyici bir görünüme kavuşmanız hiç de zor değil!


Güzellik ve bakım üzerine çok şey yazılıp çiziliyor… Eğer siz de bu kadar öneriden hangisini değerlendirmem gerekiyor diyenlerdenseniz, Cosmopolitan dergisinin ekim sayısında sayfalarına taşıdığı tüm zamanların en gözde güzellik önerilerine göz atın. Saç bakımında uygulanması gereken basit önerilerden hangi göz tipine hangi makyajın yapılması gerektiğine, en etkili cilt bakımı sırlarından büyüleyici görünen dudaklara kadar verilen ufak püf noktaları ile harikalar yaratacaksınız…


Saçlarınızın kolay şekil alması için…


* Saçınıza seksi bir dolgunluk kazandırmak için, kuruturken yuvarlak fön fırçanızı dik bir şeklide iki parmak kalınlığında saçınıza dolayın ve fön çekin.


* Kuaförünüzden saç uçlarınızı incelterek kesmesini isteyin.


* Saçınızı düz veya hafif dalgalı bir biçime sokmak için kuruturken fırça kullanmayın ki doğal bir görünüm kazansın.


* Mükemmel bir röfleye sahip olmak için kuaförünüze aynı renk grubunun değişik tonlarını kullanmasını söyleyin. Böylece saçlarınız derinlik kazanır.


* Saçınızı forma sokmanın en kolay yolu saçınız nemliyken silikon içeren bir serum uygulamaktır.


* Mükemmel bir at kuyruğu yapmak için saçı toplamadan önce saç diplerine sprey sıkmalısınız.


* Kuru olan saça şekil vermek için saçınızı öne atıp, saç diplerine sprey sıkın. Böylece saçlarınızı geri attığınız zaman hoş bir form oluştuğunu göreceksiniz.


* Saçınızdaki düzgün olmayan dalgaları daha düzgün bir forma getirmek için nemli olan saçınıza düzleştirici serum uygulayın. Daha sonra, bir parmak genişliğinde birer tutam saçı dolayıp kendiliğinden kurumaya bırakın, son olarak bukleleri yumuşak bir şekilde elinizle ayırın.


* Eğer saçınızı yukarıdan topluyorsanız kuaförünüze saçınıza yapacağı röfleleri saçınızın alt kısmına uygulamasını söyleyin. Bu şekilde at kuyruğunuz bir ışıltı kazanacaktır.


* Saçlarınıza seksi bir görünüm kazandırmak istiyorsanız bir parça jöleyi iki avucunuza alıp, parmaklarınız tarak görevi görecek şekilde yukarıdan aşağıya doğru tarayın.


* Saçlarınızı kuruturken dipten dışa doğru ters bir şekilde taradığınız takdirde saçlarınız daha dolgun bir görünüm kazanacaktır.


* Gece çıkmadan önce saçınıza parlaklık kazandırmak için bir allık fırçası yardımıyla far veya allığınızı saçınıza sürün.


* Saçlarınızı yıkarken şampuanı sadece diplere, kremi ise uçlara sürün, bu saçınızın kurumasını engelleyecektir.


Göz makyajı için farklı efektler


* Gözünüze ilk önce açık gri bir eyeliner çekin. Daha sonra açık mavi bir far alarak gözünüzün iç köşesine ve kaşınızın alt kısmına sürün.


* Gözünüze altın parlaklığı kazandırmak için bronz renkte bir göz farını gözkapağınızın tam üstüne sürün.


* Gözlerinizi daha büyük ve parlak göstermek istiyorsanız bir kat siyah rimelin üzerine bir kat lacivert rimel sürün, bu gözlerinizin beyazını ortaya çıkaracaktır.


* Rimeli kirpiklerinizin en dibinden başlayarak ve yavaşça sürün.


* Gözkapağınızın iç tarafına siyah eyeliner çekerek gözünüzü birkaç kez kırpıştırın. Bu, gözünüzün alt kısmına da yayılıp doğal bir görünüm kazanmasını sağlayacaktır.


* Gözünüzün mükemmel görünmesi için ilk olarak gözkapağınızın üzerine ve gözünüzün iç köşe kısımlarına kapatıcı sürün.


* Kirpiklerinizin uzun görünmesi için rimeli ilk olarak kirpiklerinizin uç kısımlarına sürün, kuruduktan sonra ikinci ve üçüncü katları dipten uca doğru sürün.


En güzel cilt sizinki olacak!


* Yatmadan önce yüzünüzü yıkadıktan sonra lavaboya doğru eğilerek kafanızı bir havluyla örtün. Sıcak suyu akıtarak buharın yüzünüze gelmesini sağlayın ve maske uygulayın.


* Pürüzsüz bir görünüm için fondöteninizi sıvı bronzlaştırıcı veya nemlendiriciyle karıştırarak sürün.


* Bronz bir görünüm kazanmak için elmacık kemiklerinize dore simler içeren terra cotta bir allığı yuvarlak bir fırça ile sürün.


* Elmacık kemiklerinizi belirginleştirmek için ilk olarak teninizin renginde bir pudra sürün. Üzerine gül kurusu tonunda krem allık uygulayın. Son olarak allıkla elmacık kemiklerinin üstüne aşağıdan yukarı doğru hat çekin.


* Makyajınızı uzun süre korumak için elmacık kemiklerinize ilk olarak krem fondöten, daha sonra üzerine toz pudra sürün.


* Pürüzsüz bir cilt için şeftaliyi ezin, balla karıştırarak yüzünüze sürün, onbeş dakika beklettikten sonra ılık suyla durulayın.


* İlk olarak dudaklarınızın doğal rengine uygun bir kalemle dudak çevrenizi belirginleştirin, ardından kalemden daha açık tonda olan rujunuzu çizdiğiniz kontürün içine sürün.


* Dudaklarınızın gün boyu seksi görünümünü kaybetmemesi için rujunuzu sürdükten hemen sonra dudaklarınızı bir kağıt peçeteye bastırın ve üzerine toz pudra sürün. Son olarak parlatıcınızı uygulayın.


* Dudaklarınızın dikkat çekmesini istiyorsanız üst dudağınızdaki ‘V’ bölgesine simli bir parlatıcı sürün.


* Dudakları güzel göstermenin en basit yolu herhangi bir ruj üzerine parlatıcı sürmektir.


Vücut bakımı ihmale gelmez * Bacaklarınızı tıraş ederken tıraş köpüğünü fırça yardımıyla sürün. * Sağlıklı bir renk elde etmek için solaryuma girin veya banyoda keselendikten sonra bronzlaştırıcı krem kullanın.


* İpeksi yumuşaklıkta bir cilt elde etmek için küvetinizdeki suya süt tozu dökün. Laktik asit cildinize yumuşaklık kazandıracaktır.


* Bikini bölgesindeki tüylerinizi aldıktan sonra elinize sıvı krem döküp avuç içinizde ıslattıktan sonra o bölgelere sürün. Kremin yatıştırıcı özellikte olmasına dikkat edin.


* Dekolte giyindiğinizde göğüs arasına bronz tonlarında allık sürüp, üzerine parlatıcı serpin, ışıl ışıl bir dekolteye sahip olacaksınız.


* Yüzünüzde homojen bir görünüm sağlamak için açık renkte fondöten üzerine elmacık kemiklerinizi pembe bir pudrayla canlandırın.


* Gümüş simler içeren parlak beyaz bir farı göz kapağınızla kaşınızın arasına sürün.


* Bir partide bütün gözlerin üzerinizde olmasını istiyorsanız göz makyajınızın kıyafetinize uygun olmasına özen gösterin.


* Kirpiklerinizi daha dolgun göstermek için kirpiklerinizin kenar ya da orta kısmına takma kirpik takabilirsiniz.



En güzel siz olun

Bardak içinde peçete-2

Son işlemden sonra peçetenin üçgen bölümünün ortasını biraz çekip kabartıyoruz.


Son işlemden sonra peçetenin üçgen bölümünün ortasını biraz çekip kabartıyoruz.



Bardak içinde peçete-2

Teknolojinin bedeli:Elektrosmog!

“Arı dünya yüzünden kaybolursa, insanın sadece dört yılı kalmış demektir.” Albert EInsteIn


Cep telefonları, Wi-Fi ağları, yüksek gerilim hatları, mikrodalga fırınlar, baz istasyonları, radyo ve televizyon vericileri, radar sistemleri, askeri gözlem istasyonları, iletişim sistemleri, bilgisayarlar ve elektromanyetik radyasyon ya-yan daha onlarca çeşit kaynak çevremizi sarmış durumda. Maruz kaldığımız elektromanyetik alanlar özellikle son on yıl içinde muazzam bir artış gösterdi. Bu da artık pek çok kişiyi kaygılandırıyor.


Kimi çevre-bilim uzmanları, arılardaki toplu ölümleri elektromanyetik radyasyona bağlıyor. Özellikle son dönemdeki arı nüfusundaki azalma dikkat çekici bulunuyor. Acaba bunun sebebi insan yapısı bu çok güçlü elektromanyetik alanların, arıların dünyanın doğal manyetik alanına dayalı yön bulma ve navigasyon sistemini bozması olabilir mi diye düşünülüyor. Antenlerinin yanlış mesajlar almasıyla doğal bilgi sistemlerinin ve iletişimlerinin bozulması, bazı araştırmacıların iddia ettiği gibi, bu hayvanların dünyasında bir kaosa mı neden oldu? Eğer arılarda böylesine etkileri olduysa, elektromanyetik radyasyonun insanlarda uzun dönemli bir sağlık riskine neden olacağı kaygıları yersiz mi?


Görmediğimiz, hissetmediğimiz bu güçler dünyanın eko-sisteminde kimyasal çevre kirliliği kadar büyük   bir tehdit oluşturabilir mi? Şimdilik kimse ne olduğunu tam olarak bilmiyor.


Şimdilik çocukları koruyun


Cep telefonlarının kullanımı da ‘elektrosmog’a (elektrokirlenme) katkıda bulunan önemli bir faktör olabilir mi? Araştırmacılar bununla ilgili kesin bir sonuca ulaşmış değil. Yüz milyonlarca kişinin cep telefonu bağımlısı olduğu günümüzde, herkes bu cihazların güvenli olup olmadığını merak ediyor.


International Journal of Radiation Biology dergisinde yayımlanan bir makalede, cep telefonuyla yarım saat konuşanların beyin fonksiyonunda çok hafif bir artış meydana geldiği belirtilmiş, ama buna bağlı ispat edilebilir uzun süreli bir olumsuz etki de tespit edilememiş. İngiltere’de Ulusal Radyolojik Korunma Kurulu (NRPB), ‘elektrosmog’a dikkat çekerek çeşitli çalışmaların bulguları açık- lanıncaya veya ispatlanıncaya kadar, çocuklar için koruyucu bir yaklaşımın benimsenmesini öneriyor. Bilimsel kanıt  olmasa da, çocukların cep telefonu kullanı- mının sınırlı tutulmasından yana. Bazı uzmanlar çocukların  kafatasının daha ince olması nedeniyle daha fazla radyasyona maruz kalabileceğini belirtiyor.


Zaman ne gösterecek?


Bu arada içimizi rahatlatacak bir bilgi var, elektro manyetik radyasyon, X ışınları radyasyonu gibi, kanserle bağlantılı DNA değişimlerine neden olan tipte radyasyon değilmiş.  X ışınları molekül yapısını değiştirebilirken, elektromanyetik radyasyon bunu yapmıyormuş.
Öte yandan 10 yılı aşkın süredir sağlık hizmetinde tanı amacıyla kullanılan manyetik rezonans (MR) cihazlarıyla bugüne dek çok sayıda hastanın tarandığını düşünecek olursak, bu hastalarda bilinen bir olumsuz etkinin görülmemesi de bir ölçüde içimizi rahatlatabilir herhalde. Hem MR’lar, cep telefonu veya mikrodalgalardan çok daha güçlü.


Elektromanyetik  dalgalar insan vücudunu hakikaten zarar verecek şekilde etkiliyorlar mı, etkiliyorlarsa her gün defalarca kullanılan düşük güçlü bir elektromanyetik alan mı yoksa çok seyrek kullanılan yüksek güçlü bir elektromanyetik alan mı daha çok ve ne şekilde etkiliyor, zaman gösterecek anlaşılan.


 


Milliyet Sağlık



Teknolojinin bedeli:Elektrosmog!

Ton Balikli Krem Soslu Penne Tarifi (1 Kisilik)

Ton Balıklı Krem Soslu Penne (1 Kişilik)


Malzemeler

40 gr ton balığı

20 gr dana jambon

1 tatlı kaşığı dolusu kapari

2 yemek kaşığı krema

Yarım çay kaşığı muskat

Yeteri kadar tuz, beyazbiber

110 gr penne makarna (Yaklaşık 1/5 paket)

1 yemek kaşığı zeytiny


Ton Balıklı Krem Soslu Penne (1 Kişilik)


Malzemeler

40 gr ton balığı

20 gr dana jambon

1 tatlı kaşığı dolusu kapari

2 yemek kaşığı krema

Yarım çay kaşığı muskat

Yeteri kadar tuz, beyazbiber

110 gr penne makarna (Yaklaşık 1/5 paket)

1 yemek kaşığı zeytinyağı

2 diş sarımsak

1/6 bağ dereotu


Yemek Tarifi

Penneyi 8-10 dakika haşlayın.

Tavaya zeytinyağı ve sarımsak koyup soteleyin. Ìçerisine ton balığı, kapari, jülyen doğranmış jambon, muskat, tuz, biber ve kremayı ilave ederek sosu hazırlayın.

Makarna ile karıştırıp, dereotu ile süsledikten sonra servise sunun.


Ton Balıklı Krem Soslu Penne (1 Kişilik) tarif tarifi



Ton Balikli Krem Soslu Penne Tarifi (1 Kisilik)

Cevizli Tahinli Çörek - Yemek Tarifi

Cevizli Tahinli Çörek – Yemek Tarifi

Mutfak: Türk Süre:


MALZEMELER

3 Su bardagi un

1 Paket margarin (oda sicakliginda erimis)


2 Çorba kasigi yogurt

1 Çay kasigi kabartma tozu

Tuz

1 Su bardagi süt

1 Çay bardagi ayçiçek yagi

4-5 Çorba kasigi tahin

1 Adet


Cevizli Tahinli Çörek – Yemek Tarifi

Mutfak: Türk Süre:


MALZEMELER

3 Su bardagi un

1 Paket margarin (oda sicakliginda erimis)


2 Çorba kasigi yogurt

1 Çay kasigi kabartma tozu

Tuz

1 Su bardagi süt

1 Çay bardagi ayçiçek yagi

4-5 Çorba kasigi tahin

1 Adet yumurta sarisi

Bir miktar dövülmüs ceviz

YAPILIŞ TARİFİ

Hamur yoguracaginiz kaba unu koyup, ortasini havuz gibi açin.

1 Paket margarin, 2 çorba kasigi yogurt, 1 su bardagi süt, 1 çay kasigi

kabartma tozu ve tuzu ekleyerek karistirin.

Yumusak bir hamur elde edene kadar yogurun.

Bir müddet hamuru dinlendirin.

Daha sonra hamuru ikiye ayirin.

Bir parçayi alip, yine ikiye ayirin.

Tabak büyüklügünde açip, aralarini ayçiçek yagi ile yaglayip, üst üste

koyun.

Diger hamurada ayni islemi uygulayin.

Hamurlar bitene kadar bu islemi uygulayin.

Açtiginiz hamurlarin arasina 1 çorba kasigi tahin sürün ve dövülmüs ceviz

serpin.


Yufkalari rulo yapin. Üç parmak arayla kesip, tepsiye dizin. Üzerlerine çirpilmis yumurta sarisi sürün. Susam serpin ve önceden isitilmis firinda pisirin.


Ellerinize Sağlık ve Afiyet Olsun!

arife-yemek-tarifleri.blogspot.com

yemek tarifi, yemek tarifleri

yemek, yemek yemek, mutfak



Cevizli Tahinli Çörek - Yemek Tarifi

AMBERİN (KEHRİBARIN ) FAYDALARI

Amberin diğer bilinen ismi kehribardır. Çoğunlukla kozalaklı ağaçların reçinesinden oluşmasının yanısıra, tropik çiçekli ağaçların reçinesinden de oluşabilir. Sarı, turuncu, kırmızı, kahverengi, beyaz, mavi, yeşil ve siyah (diğer renklerin en koyu hali si


Amberin diğer bilinen ismi kehribardır. Çoğunlukla kozalaklı ağaçların reçinesinden oluşmasının yanısıra, tropik çiçekli ağaçların reçinesinden de oluşabilir. Sarı, turuncu, kırmızı, kahverengi, beyaz, mavi, yeşil ve siyah (diğer renklerin en koyu hali siyah gözükmektedir) en yaygın renklerdir.
AMBERİN FAYDALARI ;


* Vücuttaki elektiriği alır ve gerginliği azaltır.

* Depresyonda faydalıdır.

* Kanamaları durdurur.

* Zehirlenmelerde faydalıdır.

* Mideye kuvvet verir.

* Bal ve soğan ile macun yapılıp saçlara sürülürse dökülmelerini önler.

* Kalp çarpıntısına iyi gelir.

* Ağrıyan yere konursa ağrıyı azaltır.

* Soğuk algınlığı, astım ve bronşit rahatsızlıklarında boyuna asmak faydalıdır.




AMBERİN (KEHRİBARIN ) FAYDALARI

Çiçek Bahçesi Muffin

Malzemesi:

Malzemeler: 2 yemek kaşığı kakao yada neskafe 1 su bardağı toz şeker 1 su bardağı sıvı yağ 2 yumurta 1 paket kabartma tozu (benim gibi kabarmasını istemiyorsanız eklemeyin) 2-3 bardak un 1 su bardağı süt yada yoğurt isteğe göre (kuru üzüm) Süsl



Çiçek Bahçesi Muffin

Ağız kokusuna 3 bitkisel formül

Ağız kokusunun en büyük etkenleri karaciğerin yeteri kadar iyi çalışmaması, hormonal bozukluk ya da ağızda meydana gelen yara, diş ve dişle ilgili ortaya çıkabilecek bütün problemler ağız kokusunun en büyük etkenleridir.

Ağız kokusu aynı zamanda farklı bi


Ağız kokusunun en büyük etkenleri karaciğerin yeteri kadar iyi çalışmaması, hormonal bozukluk ya da ağızda meydana gelen yara, diş ve dişle ilgili ortaya çıkabilecek bütün problemler ağız kokusunun en büyük etkenleridir.

Ağız kokusu aynı zamanda farklı bir hastalık haberci­si olabileceği için hiç vakit kaybetmeden doktora gidip gerçek nedeninin ne olduğunu bulmak gerekir.


Kullanılan malzemeler:

Kuru üzüm

Mersin ağacı yaprağı

Hazırlanışı:Bir su bardağı kuru üzüm ve bir tutam mersin ağacı yaprağı alınarak bir kaba konur. Macun kıvamına getiri­lene kadar karıştırılır ve yenir.


Kullanılan malzemeler:

Bal

Karanfil

Mesteki

Tarçın


Hazırlanışı:Bütün malzemelerden yarımşar su bardağı alınarak bir kaba konur. İyice ezilerek toz haline getirilir. Yeteri kadar bal eklenerek macun kıvamına geldiği zaman yenir.


Kullanılan malzemeler:

Bal

Gül Kurusu

Hindistan Cevizi

Karanfil

Meyan kökü

Öd Ağacı

Tarçın

Hazırlanışı:Bütün malzemelerden üçer tatlı kaşığı alınarak bir ka­ba konur. İyice ezilerek toz haline getirilir. Yeteri kadar bal eklenerek macun kıvamına geldiği zaman yenir.


Kullanılan malzemeler:

Gül

Kekik

Meyan kökü

Nane

Su
Hazırlanışı:

Bütün malzemelerden iki tutam alınarak bir kaba ko­nur. Yeteri kadar su eklenerek bir gece boyunca bırakı­lır. Daha sonra bu sıvı ağızda gargara yapmak suretiyle uygulanır.



Ağız kokusuna 3 bitkisel formül

ŞEKER HASTALIĞI DİYABET İÇİN ŞİFALI OTLAR

1- Arpa çimi, yulaf, kereviz tohumu, okaliptus yaprağı, ceviz yaprağı, keçi sakalı, dulavrat otu, zeytin yaprağı, adaçayı, yaban merkezi, aslanpençesi bitkilerin çaylarından günde 3-4 bardak içilir.


2- Karahindiba,ceviz yaprağı ile kaynatılıp içilmeye de


1- Arpa çimi, yulaf, kereviz tohumu, okaliptus yaprağı, ceviz yaprağı, keçi sakalı, dulavrat otu, zeytin yaprağı, adaçayı, yaban merkezi, aslanpençesi bitkilerin çaylarından günde 3-4 bardak içilir.


2- Karahindiba,ceviz yaprağı ile kaynatılıp içilmeye devam edilirse kandaki şekeri düşürür.


3- Yabani hindiba kökü zeytinyağı ile kaynatılıp içilmeye devam edilirse kandaki şekeri düşürür.


4- Lahana,tere,marul,turp,domates ve patlıcan gibi sebzelerin de şekeri düşürücü özelliği vardır.


Prof. Dr. Ahmet Maranki



ŞEKER HASTALIĞI DİYABET İÇİN ŞİFALI OTLAR

Saç Ekimi Hakkında Bilgiler

Saç ekimi diğer adıyla saç nakli sağlıklı ve güçlü saç köklerinin verici bölgeden genellikle başın arkasından alınarak seyrelmiş ya da tamamen açılmış alana taşınması işlemidir.

Çağdaş cerrahi teknolojileri sayesinde saç ekimi ile son derece doğal görünü



Saç ekimi diğer adıyla saç nakli sağlıklı ve güçlü saç köklerinin verici bölgeden genellikle başın arkasından alınarak seyrelmiş ya da tamamen açılmış alana taşınması işlemidir.



Saç Ekimi Hakkında Bilgiler

Gazli Gangren (Clostridial Myonekrozis)

Gazlı Gangren (Clostridial Myonekrozis)


Gazlı gangren fasya ve kas tabakasına ait nekrotizan anaerobik bir enfeksiyondur. Sebep olan patojen mikroorganizma genellikle Clostridium perfıringenstir. Bu enfeksiyon sıklıkla cerrahi girişim sonrası ya da kirli


Gazlı Gangren (Clostridial Myonekrozis)


Gazlı gangren fasya ve kas tabakasına ait nekrotizan anaerobik bir enfeksiyondur. Sebep olan patojen mikroorganizma genellikle Clostridium perfıringenstir. Bu enfeksiyon sıklıkla cerrahi girişim sonrası ya da kirli yaralarda oluşur. Diyabet, periferik damar hasta­lıkları ve kanser gangren oluşumunda predispozan faktörüdür.


Belirti ve Bulgular


İlk 24 saatte yara yerinde şişme, lokal ağrı, enfekte bölge üzerinde hassasiyet, başlangıçta kahverengi veya kırmızı şarabi renkte yumuşak şişme, genellikle kırmızı sızıntılı bir sıvı olabi­lir, daha sonra yeşil ve siyaha dönüşür. Dokularda gaz oluşur. Hipotansiyon, taşikardi, böbrek nekrozu ve buna bağlı anüri, aşırı terleme, soluk renk, halsizlik, anemi, gangren oluşumu, hemoliz, hafif ateş, deliryum ve kas kontraksiyonlarında yeter­sizlik vardır. Hastalık ilerledikçe uyuklama hali görülür ancak bilinç açıktır.


Tanı


Anamnezinde kirli bir yara hikayesi, hastada izlenen belirti ve bulguların yanı sıra etkenin saptanması ile tanı konur.


Gazlı Gangren Tedavi ve Bakım


Tamamen nekrotik kaslar çıkarılır, hareket sağlanır, önerilen pe­nisilin G veya kloramfenikol verilir. Hastanın duyarlılığına bakıla­rak dört saat ara ile 40-80 Ü polivalan serum antiagregan uygula­nır. Hiperbarik oksijen tedavisi yararlı olabilir fakat asla bir cerrahi tedavi yerine geçemez.

Bakımda; yara üzerinde yada içindeki taş, toprak, giysi parça­ları gibi tüm yabancı cisimler çıkarılır, yaralar bol miktarda ve te­mizlendiğinden emin oluncaya kadar hidrojen peroksit ile yıka­nır. Hasta ayrı bir odaya alınır, tüm uygulamalarda aseptik tek­nik uygulanır. Enfeksiyonun görüldüğü servis ve ameliyathane kapatılarak dezenfekte edilir. Tüm hasta atıkları ve pansuman materyali çift torba yöntemi ile alınarak, çöp yakma fırınlarında yok edilir.



Gazli Gangren (Clostridial Myonekrozis)

biberiye suyunun faydaları

Etki ve Kullanılışı: Dahilen zayıflatıcı özelliği vardır.Kabız, hazım sistemi uyarıcı, safra arttırıcı ve idrar söktürücü olarak haricen de cerrahi yaraların tedavisinde kullanılır. Adet söktürücü, ağrı kesici, bronşit, öksürük, astım, sarılık, gaz söktür


Etki ve Kullanılışı: Dahilen zayıflatıcı özelliği vardır.Kabız, hazım sistemi uyarıcı, safra arttırıcı ve idrar söktürücü olarak haricen de cerrahi yaraların tedavisinde kullanılır. Adet söktürücü, ağrı kesici, bronşit, öksürük, astım, sarılık, gaz söktürücü, böbrek ve mesane kumlarını döktürücü, akciğer – dalak tıkanıklıkları, hazımsızlık, uykusuzluk, sinir yatıştırıcı olarak faydaları vardır.


Kullanma Talimatı: 1/4′ü Biberiye Suyu ile doldurulmuş çay bardağını su ile tamamlayıp içiniz. Günde üç çay bardağı içilir.


DİĞER ŞİFALI BİTKİLER VE FAYDALARI


KUŞBURNU ÇAYI NELERE FAYDALI

HAVUÇ VE HAVUÇ SUYUNUN FAYDASI

GREYFURT SUYUNUN FAYDALARI

SAĞLIK İÇİN PAPATYA ÇAYI VE FAYDALARI

FESLEĞEN BİTKİSİNİN FAYDALARI

IHLAMUR DOĞAL İLAÇ

ERİK MEYVESİNİN FAYDALARI

DEFNE BİTKİSİNİN FAYDALARI

böğürtlenin sağlığımıza faydaları

BİBERİYE FAYDALARI

ZENCEFİL VE FAYDALARI

DOĞAL İLAÇ SARIMSAK

GAZ VE SANCI GİDERİCİ REZENE

ISIRGANOTU VE FAYDALARI

EBEGÜMECİ BİTKİSİ İLE SAĞLIKLI OLUN

ENGİNAR SUYUNUN FAYDALARI

DEFNE YAPRAĞI SUYUNUN FAYDALARI

KARABAŞ OTU SUYU

ÇÖREK OTU YAĞININ FAYDALARI

KEKİK SUYU VE FAYDALARI

HAYIT SUYU

ISIRGAN OTU YAPRAĞI SUYU

ZEYTİNYAĞI TAM BİR ŞİFA KAYNAĞI

KIRMIZI BİBER DOĞAL ANTİBİYOTİK



biberiye suyunun faydaları

Beriberi Hastaligi Nedir B1 Vitamini Eksikligi

Beriberi Hastalığı Nedir (B 1 vitamini eksikliği)


Thiamine adını da alan B-1 vitamini suda eriyebilen B vitamin gurubunun bir üyesidir. Bir insanın günlük B-1 vitamini gereksinmesi 1-2 miligram­dır. Bol karbonhidratlı rejimde ve alkolizmde B-1 vi


Beriberi Hastalığı Nedir (B 1 vitamini eksikliği)


Thiamine adını da alan B-1 vitamini suda eriyebilen B vitamin gurubunun bir üyesidir. Bir insanın günlük B-1 vitamini gereksinmesi 1-2 miligram­dır. Bol karbonhidratlı rejimde ve alkolizmde B-1 vitaminine gereksinim artar. Süt ve süt türevlerinde, mercimek, fasulye, diğer sebzelerde, fındık, ceviz ve fıstıkta bulunur. B-1 vitamini karbonhidrat metabolizmasındaki pirüvik asitin parçalanma­sında rol oynar, karaciğerde glikojenden glikoz yapımını hız­landırır, yani ensüline paralel bir etkisi vardır. Su metaboliz­masındaki rolü de önemlidir. B-1 vitamini eksikliğinden ötürü ortaya çıkan Beriberi hastalığı genellikle kabuğu alınmış pi­rinç, kamış şekeri ve kepeksiz unla beslenen ülkelerde çok sık görülür.

Belirtileri: Beri beri hastalığı başlıca üç tipi vardır:


1. Kuru beriberi: Kişi zayıftır. Başlıca yıkım organlara gi­den sinirlerde olduğu için önce bacaklarda güç azalması başlar. Hastada yürüme bozuklukları ortaya çıkar. Kaslar erir ve kemik refleksleri kaybolur. Sonunda hasta yatalak olur.
2. Yaş beriberi: Genel olarak kabuğu alınmış pirinçle bes­lenenlerde görülür. Alınan karbonhidrat miktarı arttıkça B-l vitaminine olan gereksinim de artar. Eksikliği nedeniyle kas­larda biriken pirüvik asit ve laktik asit yerel kan damarlarının genişlemesine neden olur. Bu takdirde dolaşım hızı azalaca­ğından kalp kaslarında gevşeme görülür. Hastada zayıflık ve dokularda sıvı toplanması (ödem) başlar. Hasta aniden kalp yetmezliğinden ölebilir.
3. İnfantil beriberi: Beriberi tablosu içindeki annenin sü­tü ile beslenen bebekte görülür. Bebek huzursuzdur ve ödem-li görünür. Kronik şekillerinde ishal, zayıflama, gelişim bozuk­lukları görülür. Hiç beklenmedik anda bebekte morarma ve taşikardi ortaya çıkar ve bebek 2-3 gün içinde ölür.


Beriberi Tedavisi: Ne tür olursa olsun beriberinin genel tedavisi B-l vitamini kürünün uygulanmasıyla mümkündür. Koruyucu doz olarak günde 5 miligram B-l vitamini verilmelidir. Hem teda­vide hem de korunmada B-l vitamininin B kompleks vitaminleriyle birlikte verilmesi öngörülmelidir.



Beriberi Hastaligi Nedir B1 Vitamini Eksikligi

Doku ve Organ Nakli Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Nakledilebilen doku ve organlar: kalp, böbrek, karaciğer, akciğer, pankreas, bağırsaklar, kornea, ten, kemik, kemik iliği. Doku ve organ nakli ya kadavra (ölü) donörden ya da canlı donörden yapılabilir.


İnsanda canlıdan ilk böbrek nakli 1947 de Bos


Nakledilebilen doku ve organlar: kalp, böbrek, karaciğer, akciğer, pankreas, bağırsaklar, kornea, ten, kemik, kemik iliği. Doku ve organ nakli ya kadavra (ölü) donörden ya da canlı donörden yapılabilir.



İnsanda canlıdan ilk böbrek nakli 1947 de Boston da gerçekleştirilmiştir. İlk başarılı kalp nakli ise 1967 yılında Dr. Christian Barnard tarafından gerçekleştirilmiştir. İlk olarak organı alınacak kişinin beyin ölümü gerçekleşmelidir.


Ölüm olayının tutanağını düzenleyecek bu iki hekimin, organ naklini gerçekleştirecek olan hekim ekibinden bağımsız olması yani o ekibin içinde yer almaması gerekir. Eksplantasyon işlemi yani organ alımı, uzman bir hekim ekibi tarafından gerçekleştirilir.


İlgili organ, alıcıya nakledilene kadar konserve edilerek saklanır. Organ alındıktan sonra, kadavranın yani insan cesedinin bakımı uygun ve saygın bir şekilde yapılır. Verici ile alıcının doku tiplerinin birbirine uygun olup olmadığını tespit etmek önemlidir. Özellikle böbrek naklinde gereklidir. Kişilerin rızası ya da akrabalarının rızası gerekir. Organ nakli yapılır.


İlginizi Çekebilecek Diğer Makaleler


  • Estetik Plastik Cerrahi Op.Dr.Teoman Doğan

  • Ender Saraç Diyet – Güzellik ve Sağlık Önerileri

  • Güzel gülüşün sırrı

  • Türk erkeği burnundan rahatsız

  • Estetik Cerrahi Uzmanlarının Adres ve Telefonları

  • Estetik Ameliyatı Nasıl Yapılıyor


  • Doku ve Organ Nakli Hakkında Bilmeniz Gerekenler

    Galaxy S4 İncelemesi



    Galaxy S4 İncelemesi

    Hemodilusyon ve Ototransfuzyon Nedir

    Hemodilüsyon – Ototransfüzyon


    Kan transfüzyonlarının yol açtığı immünolojik komplikasyonlar, özellikle de transfüzyon ile nakle­dilen AİDS hastalığı nedeni ile son zamanlarda ame­liyat sırasında hastanın kendi kanını transfüze etme fikri


    Hemodilüsyon – Ototransfüzyon


    Kan transfüzyonlarının yol açtığı immünolojik komplikasyonlar, özellikle de transfüzyon ile nakle­dilen AİDS hastalığı nedeni ile son zamanlarda ame­liyat sırasında hastanın kendi kanını transfüze etme fikri yaygınlaşmıştır. Hemodilüsyon-ototransfüz-yon ameliyat öncesi hastanın bir kısım kanı damar­dan alınarak saklanması, bunu yerine izoonkotik bir solüsyon verilerek kanın sulandırılması ve ameliyat sonunda hasta kanının yeniden verilmesi yöntemi­dir. Bu işlem için en sık kullanılan damarlar femoral arter ve ven dir. Bu işlemle ameliyat sırasında hasta­nın fazla kan kaybetmesi önlenmiş olacak ve ameli­yat sonundaki kan gereksinimi kendi kanı ile karşı­lanacaktır. Bugün bu amaçla en sık kullanılan solüs­yon Dextran 70 (Macrodex)’tir. Hastadan alınacak kan miktarını belirlemede kullanılabilecek en basit kriter hematokrit ölçümüdür.


    Bu yöntemin sağladığı yararlar yanında, yol aça­bileceği çeşitli komplikasyonlar giderilebilmesi için henüz yeterli araştırma yapılmamıştır. Yöntemin di­ğer bir uygulanış şekli, ameliyattan önceki günlerde hastadan kan alınarak saklanması ve bu kanın ame­liyat sırasında veya daha sonra verilmesidir.


    Biyolojik olarak uygun olan otolog kan planlan­mış ameliyatlarda kullanılmakta ancak travma, ma­jör obstetrik ve GİS kanamalarında yinede heterolog kan transfüzyonu tercih edilmektedir.



    Hemodilusyon ve Ototransfuzyon Nedir

    AKTAR HÜSEYİN ERMİŞTEN ZATÜRRE MACUNU

    Aktar Hüseyn ermiş, akciğer iltihabı olarak tanımlanan, zatürre hastalığına oldukça fayda sağlayacak olan, şifalı bir macun tarifi verdi. Macun için;

    GEREKKLİ MALZEMELER ;

    * 2 tatlı kaşığı deniz kadayıfı, (Deniz kadayıfı, çocukjlardaki bronşit, bronşit, b


    Aktar Hüseyn ermiş, akciğer iltihabı olarak tanımlanan, zatürre hastalığına oldukça fayda sağlayacak olan, şifalı bir macun tarifi verdi. Macun için;

    GEREKKLİ MALZEMELER ;

    * 2 tatlı kaşığı deniz kadayıfı, (Deniz kadayıfı, çocukjlardaki bronşit, bronşit, boğaz hırıltıları, soğuk algınlığı için, oldukça faydalıdır. 1/2 tatlı kaşığı deniz kadayıfını, 1 bardak sütle kaynattıktan sonra, gübnde 2 defa çocuklarınıza içeirebilirsiniz. )

    * 10 tatlı kaşığı zerdeçal,

    * 400 gr bal,

    HAZIRLANIŞI VE KULLANIM ŞEKLİ : Deniz kadayıfı ve zerdeçalıu, cam bir kabın içerisinde, tathta bir kaşık ile iyice karıştırın. Balı da ekledikten sonra, yine tahta kaşıkla karıştırın ve bir macun haline getirin. Hazırlamış olduğunuz macunu, cam, ağzı kapaklı bir kavanoza koyun. Sabah akşam, aç karnına 1 er tatlı kaşığı tüketin. Macunu güneş görmeyen bir yerde saklayın. Tahta veya plastik kaşıkla tüketin.



    AKTAR HÜSEYİN ERMİŞTEN ZATÜRRE MACUNU

    Anne Sütü ile Beslenme

    Anne sütünün yapımı, annenin beslenmesinden bağımsız olarak bebeğin doğru teknik ve sık aralıklarla emzirilmesi sonucu artar.


    1-7 Ağustos ‘Anne Sütü ve Bebek Beslenme Haftası’ dolayısıyla Anadolu Sağlık Merkezi’nden Çocuk Hastaları Uzmanı Dr. Ela Tahmaz,


    Anne sütünün yapımı, annenin beslenmesinden bağımsız olarak bebeğin doğru teknik ve sık aralıklarla emzirilmesi sonucu artar.


    1-7 Ağustos ‘Anne Sütü ve Bebek Beslenme Haftası’ dolayısıyla Anadolu Sağlık Merkezi’nden Çocuk Hastaları Uzmanı Dr. Ela Tahmaz, anne sütünün yararları ile ilgili faydalı bilgiler verdi.


    ANNE SÜTÜNÜN YARARLARI
    Anne sütünde bebeğiniz için gerekli besinle doğru miktar ve oranlardadır ve anne sütü ile beslenen çocuklarda başta enfeksiyon hastalıkları olmak üzere birçok hastalığın ve allerjilerin görülme sıklığı azalmakla birlikte beyin ve zeka gelişimi daha iyi olmaktadır.


    ANNE SÜTÜ İLE BESLENMEYE HASTAHANEDE BAŞLANMALIDIR
    Anne sütü ile beslenme hem bebeğiniz hemde sizin için bir öğrenme sürecidir.

    Göğüslerinizde zaten erken süt, diğer adıyla kolostrum mevcuttur. Bebeğiniz bu sütü, doğumdan hemen sonra almaya başlayabilir. Kolostrum onu birçok hastalıktan koruyacaktır. Hastahanemizdeki deneyimli bebek hemşireleri anne uygun olur olmaz zaman hemen emzirmeyi başlatacaklardır.

    Bebeğinizi en azından her 2-3 saatte bir veya günde 8-12 kez emzirmeniz gerekir. Eğer emmek istemiyorsa bir yarım saat-1 saat sonra tekrar deneyebilirsiniz ancak ilk haftalarda 5 saatten daha uzun süre emzirmedem uyumasına izin vermeyin.


    Bebeğinizi uyandırmak için yapabilecekleriniz:

    Üzerini soyun veya bezini değiştirin Oturtun ve sırtını, karnını, ayaklarını nazikçe sıvazlayın

    Yüzünü nemli bir havluyla silin

    Bebeği teninizle temasa geçirin


    EMZİRME TEKNİĞİ

    Anne sütünün yapımı, annenin beslenmesinden bağımsız olarak bebeğin doğru teknik ve sık aralıklarla emzirilmesi sonucu artar. Doğru emzirme tekniğinde bebeğin anne kucağında memeyi kavraması açısından aşağıdaki noktalara dikkat edilmelidir: Meme ucunuzu baş ve işaret parmağınızla yuvarlayarak daha belirgin hale getirebilirsiniz.

    Bebeği kavramadığınız kolunuzla göğsünüzü destekleyin. Başparmağınzı areolanın (meme ucunu çevreleyen koyu renkli bölge) 1-2 cm üzerine üzerine koyun, diğer parmaklarınızı da göğsünüzü alttan desteklemek için kullanın. Parmaklarınızın areolaya dokunmamasına dikkat edin.

    Göğüs ucunuzu bebeğin alt dudağına değdirerek ağzını açmasını sağlayın. Ağzını açar açmaz ağzını göğsünüze yaklaştırarak tüm areolayı kavramasını sağlayın. Süt areolanın arkasında depolandığından bebeğin ağzı tüm areolayı kavramalıdır. Sadece meme ucunu alırsa süt gelmeyebilir ve göğüs ucunuz acır. Bebeğin burun ucu ve çenesi göğsünüze değmelidir. Sabırlı olun tam yakalama sağlamak için bir çok kez denemeniz gerekebilir.

    Emzirme normalde ağrılı veya memeyi acıtan bir olay değildir.


    EMZİRME POZİSYONLARI


    Kucak pozisyonu

    Bebeği kucağınıza koyduğunuz yastığın üzerine yatırın. Başını kolunuzun kıvrımına yaslayarak poposunu elinizle destekleyin ve karnını kendi karnınıza doğru çevirin ki yüzü göğsünüze doğru dönsün.


    Ters kucak pozisyonu

    Bu pozisyon bebeğin başını daha iyi kontrol etmenizi ve göğsünüze daha kolay yaklaştırmanızı sağlar. Bebeğin karnını karnınıza çevirin ve elinizle başını, ensesini ve omuzlarını kavrayın. Diğer elinizle de göğsünüzü tutun. Bebek meme ucunu tam kavrayınca, ellerinizi yukarıdaki pozisyona geçirebilirsiniz.


    Koltuk altı pozisyonu

    Bu pozisyon özellikle sezeryandan sonra dikişleriniz iyileşene kadar kullanmak isteyeceğiniz bir pozisyondur. Ayrıca ikizleri de iki taraflı emzirmek için de kullanılabilir. Yine koltuğunuzun altına yastık yerleştirerek bebeği ve kolunuzu destekleyiniz. Bebeğin vucudunu kotuğunuzun altına yerleştirerek başını ve ensesini elinizle destekleyin. Ayakları ve poposu arkanıza bakmalıdır. Diğer elinizi de göğsünüzü desteklemek için kullanın.Göğsünüzü bebeğe yaklaştırmak yerine, bebeği göğsünüze yaklaştırıp göğüs ucunuzu kavramasını sağlayın.


    Yatarak emzirme pozisyonu

    Bir yastığı başınızın altına, diğerini de bebeğin altına koyun. Bebeği, karnı sizin karnınıza değecek şekilde yan yatırın. Gerekirse iki yastıkla destekleyip ağzı tam göğüs ucunuzun önünde olacak şekilde yatırın. Bir elinizle de göğsünüzü destekleyin. Bu pozisyonda sezeryan dan sonra tercih edilebilir.


    BEBEĞİ MEMEDEN NASIL AYIRACAKSINIZ?

    Emzirme bittikten sonra bebeğiniz eğer kendisi göğüsten ayrılmıyorsa göğüsten ayırmak için parmağınızla ağzının köşesineden göğsünüze doğru bastırın. Eğer hala memeyi yakalamışken göğsünüzü çekerseniz ğöğüs ucunuz acıyabilir.


    NE KADAR SÜRE VE SIKLIKLA EMZİRECEKSİNİZ?
    Anne sütü çabuk sindirilir ve bebeğinizin mide kapasitesi küçüktür. İki günlük olduğunda günde yaklaşık 8-10 kez emer buda her 2-3 saate karşılık gelir. Bebeğinizi her emmek istediğinde emzirin. Açlıklarını ağızlarıyla aranarak ve hareketlerini arttırarak gösterirler. Ağlama genelde en son belirtidir.

    Eğer bebeğiniz 1-2 emme hareketinden sonra yutkunuyorsa süt alıyor demektir. Emmesini bitirene ve uyuyana kadar göğsünüzde kalabilir. 5-7 günlükten itibaren bir göğüste 20 dakika kalırlar. Yutması bitene kadar aynı göğüste kalmasını sağlayın, daha sonra gazını çıkartın ve diğer göğüse geçirin.


    SÜTÜNÜZÜN YETERLİ OLDUĞUNU NASIL ANLAYACAKSINIZ?

    Günde 6-8 kez bezini ıslatıyorsa,

    Günde 2 veya daha fazla hardal sarısı cıvık ve pürtüklü kaka yapıyorsa,

    Emdikten ve gazını çıkardıktan sonra sakinleşip uyuyorsa

    Aktifse ve sesli ağlıyorsa

    yeterince anne sütü alıyor demektir.


    ĞÜS UCUNUZUN YARA OLMAMASI İÇİN NELER YAPMALISINIZ?

    Yapılan çalışmalar göstermiştir ki, bebeğin anne göğüs ucunu alış şekli göğüs ucu yara oluşmasını en fazla etkileyen faktördür. İlk 1-2 haftada hafif acı ve yanma hissetmeniz normaldir . Eğer bebek emmeye başladıktan sonra göğüs uçlarınızda ağrı hissediyorsanız bebeği memeden çekip vucut pozisyonunu ayarlayarak ağzını açıp göğüs ucunuzu dilinin üstüne ve damağına değdirerek tekrar deneyin.

    Emzirmeden sonra 1-2 damla sütü meme uçlarına sürün ve açık bırakarak kurutun. Göğüs uçlarında çatlama, kanama ve sürekli ağrı olması normal değildir. Bu problemleriniz oluyorsa mutlaka bebek doktoruzla temasa geçin.


    GÖĞÜSLERİNİZDE SÜT BİRİKİRSE NE YAPMALISINIZ?

    Doğumdan sonraki 2.-3. günde göğüslerinizdeki süt artacaktır ve doluluk hissedeceksiniz. Bu dolgunluk hissi genelde 2-3 gün surer ve göğüslerinizde aşırı gerginlik ve ağrı hissedebilirsiniz.


    Bu durumda yapmanız gerekenler:

    Bebeğin göğüsünüzün ucunu koyu renk kısmıyla beraber ağzının içine alıp almadığını control edin. Sadece meme ucunu alıyorsa göğsü tam boşaltamayabilir.

    Bebeğinizi her 1-3 saate bir sık aralıklarla besleyin.

    Bebek emmekte zorlanıyorsa emzirmeden once anne sütü sağılarak göğüsler bir miktar boşaltılabilir böylece göğüs ucuda daha çok belirginleşir.

    Emzirmeden önce ağrılı göğsün üzerine ılık kompres, emzirdikten sonra hala dolgunluk ve ağrı varsa soğuk kompres uygulayın

    Bebeğinizi sakin ve stressiz bir ortamda emzirin, rahatlamak için müzik dinlemeyi deneyin. Emzirme aralarını dinlenmeye ayırın.


    Eğer yukarıdakileri denedikten sonra halen göğüslerinizdeki şişlik aynıysa, kızarıklık varsa mutlaka doktorunuza danışın.


    EMZİREN ANNELERİN DİKKAT ETMESİ GEREKEN NOKTALAR

    Dengeli beslenmeye ve günde yaklaşık 4 lt sıvı alımına dikkat etmelisiniz.

    Emzirirken taze meyve suyu veya süt gibi besleyici bir içecek alabilirsiniz.

    Hamilelik sırasında aldığınız prenatal vitaminlere emzirdiğiniz sürece devam edin.

    Bebeğinizi bir emzirme rutinine koymayı beklemeyin. Bebeler genellikle 6-8 haftada kendi rutinlerini oturturlar. Unutmayın ki bebek emdikçe, süt yapımı da artmaktadır.

    Bebekler hızlı büyüme dönemlerinde daha çok emmek isterler (genellikle 2-3 hafta, 6 hafta ve 3. ayda)

    Doktorunuz önermediği sürece bebeğe su, şekerli su veya mama vermeye hiç gerek yoktur. İlk 6 ay anne sütü bebeğin tüm ihtiyaçlarını karşılamaya yeter.

    Bebeğinizin veya sizin hasta olduğunuzu hissettiğinizde ilaç kullanmadan önce mutlaka doktorunuzu arayın.


    SAĞILMIŞ ANNE SÜTÜNÜ NASIL SAKLAYABİLİRSİNİZ?

    50-100cc sağılmış anne sütünü temiz bir kap veya süt saklama poşetine koyun. Donarken süt genişleyebileceğinden, tepeleme doldurmayın. Tüm torbalara mutlaka tarih ve miktar yazın. Sütü derin dondurucunun kapağına değil, en soğuk noktasına koyun.


    GÜVENLİ SÜT SAKLAMA KOŞULLARI

    Odanın serin bir yerinde 6-8 saat

    Buzdolabının rafında 72 saat (3 gün)

    Buzdolabının buzluğunda 2 hafta-2 ay arası

    Derin dondurucuda 6 ay


    Her zaman önce en eski tarihli sütü kullanın.


    DONDURULMUŞ ANNE SÜTÜNÜN ERİTİLMESİ VE ISITILMASI
    Sakladıüınız anne sütünü kesinlikle ocağın üstüne veya mikrodalga fırına koymayın. Bu sütün proteinini bozar ve sütün içinde oluşan sıcak noktalar bebeğinizin ağzını yakabilir. Süt poşetini bir kaba koyduğunuz ılık suyun içine ağzı dışarda kalacak şekilde batırarak çözülmesini sağlayın (ben-mari usulü) ve salladıktan sonra sıcaklığını kontrol ederek bebeğinize verin.


    UNUTMAYIN: Çözülmüş süt kullanılana kadar buzdolabında saklanmalıdır ve 24 saat içinde kullanılmalıdır. Bebeğinizi besledikten sonra sütün arta kalanını atın.



    Anne Sütü ile Beslenme

    İBRAHİM SARAÇOĞLU AYAK MANTARI

    Ayak mantarı hastalığı,banyodaki halılardan ,hamamlardan , ıslak döşemelerden veya yüzme havuzlarının soyunma odalarından yada mantar hastası olan birinin terliğinin giyilmesinden geçer. Sıcak havalarda daha çok oluşur.Ayakları çok terleyenlerde daha sık



    Ayak mantarı hastalığı,banyodaki halılardan ,hamamlardan , ıslak döşemelerden veya yüzme havuzlarının soyunma odalarından yada mantar hastası olan birinin terliğinin giyilmesinden geçer. Sıcak havalarda daha çok oluşur.Ayakları çok terleyenlerde daha sık görülür.
    Prof .Dr.ibrahim Saraçoğlu Ayak mantarı olanlar için aynısafa bitkisini önermektedir.Aynısafa bitkisini suda kaynatın ve ılıyınca bir leğenin içine suyu döküp ayak parmaklarınızın aralarını iyice ovalayın ve ayaklarınızı 10-15 dakika bu suda bekletip yiyice kurulayın.



    İBRAHİM SARAÇOĞLU AYAK MANTARI

    EVLİLİK KİLO ALDIRIYOR !

    Kilo almak isteyen sevgili okurlarımız için, bir önerimiz olacak. Bu öneriyi siz nasıl karşılarsınız bilmiyorm ama, kilo almak istiyorsanız, evlenin !!!


    Şaka yapmıyoruz. İngilterede yapılan bir araştırmaya göre, evlenmek veya, partnerinizle birlikte yaşa



    Kilo almak isteyen sevgili okurlarımız için, bir önerimiz olacak. Bu öneriyi siz nasıl karşılarsınız bilmiyorm ama, kilo almak istiyorsanız, evlenin !!!


    Şaka yapmıyoruz. İngilterede yapılan bir araştırmaya göre, evlenmek veya, partnerinizle birlikte yaşamak, sizlere kilo aldırdığı gibi, obez olma riski ile yaratıyormuş. Aslında, bu araştırmadan ziyade, çeverenizde yapacağınız ufak bir gözlem, bu araştırmanın, ne kadar da haklı olduğunu sizlere gösterecektir.



    EVLİLİK KİLO ALDIRIYOR !

    Zinde bir beyin için öneriler

    Terleyin:Egzersiz,verimli çalışmak için bol oksijene ihtiyaç duyan beyin hücrelerinin gıdası gibidir.Böylece beynin öğrenme ve hatırlama becerisi güçlenir


    Balık yiyin:Yüksek omega 3 içeren sardalya ve ton balığı gibi yağlı balıkları tüketmek zekayı arttı



    Terleyin:Egzersiz,verimli çalışmak için bol oksijene ihtiyaç duyan beyin hücrelerinin gıdası gibidir.Böylece beynin öğrenme ve hatırlama becerisi güçlenir


    Balık yiyin:Yüksek omega 3 içeren sardalya ve ton balığı gibi yağlı balıkları tüketmek zekayı arttırır.Konsantrasyon ve okuma yeteneğini geliştirir.B vitamini ve protein açısından zengin besinler de serotonin içerdiği için beyindeki iletişim hızlanır.


    Lavanta koklayın:Lavanta kokusu ise konsantrasyonu arttırır.Özellikle öğle aralarında çalışmaya başlaadan önce lavanta koklayın.


    Mola verin:Uzun ve aralıksız çalışma saatleri ters etki yaparak beynin verimini düşürür.Araştırmalar her 40 dakikalık çalışmadan sonraa 20 dakikalık ara vermenin sonraki 40 dakikaya hazırlanmak için gerekli olduğunu savunur.


    İyi bir uyku çekin:Gece 7-8 saatlik uyku beynin performansını en üste taşır.Ayrıca gün ortasında 30 dakikalık bir kestirme beynin şarj olmasını sağlar.


    Su için: %80 ‘i su içeren beynimiz su içmediğimizde küçülüyor.Bu sebepten her gün 1,5-2 litre arasında su içmelisiniz.


    Sakız çiğneyin:Sakız çiğneme beyne giden kanı %20 arttırıyor.Böylece hafızayı kuvvetlendirip,stresi azaltıyor.


    Kırmızıya bakmayın:Kırmızı görmek özellikle sınavda başarıyı düşürüyor ve öğrencilere motivasyon düşüklüğü yaratıyor.


    Sıcak çikolata için:Yatmadan önce içilecek bir bardak sıcak çikolata zekayı arttırıyor.Kakao özellikle yaşlıların zihnini açıyor.


    Rahatlayın:Rahat bir yere oturup gözlerinizi kapayın ve ayaklarınızdan boynunuza kadar tek tek kaslarınızın gevşediğini hissedin.Gerginliği atmak,sınavda başarınızı yükseltecektir.


    Yetenek geliştirin:6 yaş grubu üzerinde yapılan araştırmalara göre müzik ve resim gibi konularda eğitim gören çocukların IQ!ları daha yüksek oluyor.


    Sınırlı teknoloji:Sms,e-mail ve internet sohbetlerini fazla yapmak ve çok televizyon izlemek zeka seviyesini düşürüyor.


    Beyin cimnastiği yapın:Akıl oyunları oynayarak ve zeka testleri çözerek beyninizi zinde tutun.



    Zinde bir beyin için öneriler

    ASBESTOSİS

    ASBESTOSİS


    Bir doğal silikat minerali olan asbestin ısıyı iletmemesi yüzünden insanlar ile birlikteliği eski çağlarda başlamıştır. On dokuzuncu yüz yılın ikinci yarısından sonraki endüstri devriminde, ısı, elektrik, sürtünme ve asitlere dayanıklı olması


    ASBESTOSİS


    Bir doğal silikat minerali olan asbestin ısıyı iletmemesi yüzünden insanlar ile birlikteliği eski çağlarda başlamıştır. On dokuzuncu yüz yılın ikinci yarısından sonraki endüstri devriminde, ısı, elektrik, sürtünme ve asitlere dayanıklı olması yüzünden bir çok işyerlerinde kullanıldığı için “sihirli mineral” olarak anılırken, yirminci yüz yılın ikinci yarısından sonra karsinojenik olması ortaya çıkınca, ismi “öldürücü toz” olmuştur.


    Asbest fizik yapı olarak düz (amphibol) ve eğri lifli (chrysotile) iki türü vardır. Amphibol asbestin, kimyasal yapısına göre, crocidolite (mavi asbest), amosite (kahverengi asbest), tremolite, anthophollite ve actinolite çeşitleri vardır. Endüstride en çok kullanılan chrysotile , crocidolite ve amosite cinsleriydi. Bunlardan sağlık için en tehlikelileri olan crocidolite ve amosite’nin kullanılışı bir çok ülkelerde yasaklanmıştır. Endüstride kullanılan asbestin % 90′inı kapsayan chrysotile de bir çok ülkelerde yasaklanmış olmasına karşın daha az karsinojenisitesi tartışmalı olduğu için bazı ülkelerde sıkı kontrol altında kullanılmaktadır.


    Asbest sadece solunum yoluyla vücuda girdiğinde hastalık yapabilmektedir. Sebep olduğu hastalıklar, beniğn veya maliğn olabilmektedir. Birinci grubun içinde, plevrada fibrosis, kalsifikasyon, effüzyon; akciğer parankimasında fibrosis (asbestosis) yer alır. İkinci grupta ise, plevra ve peritonun maliğn mezotelyomaları, akciğer kanserleri ve az da olsa larenks ve sindirim organı kanserleri bulunur. Hiç sigara içmeyen ve endüstriyel ilişkisi olmayan kişilerde akciğer kanser riski 1 kabul edilirse, bu oran günde 20 sigara içenlerde 45′e, hem sigara içen ve hem de asbest tozu soluyanlarda ise 92 katına çıkmaktadır. Kanserojen olan sigara ve asbest birlikte olduğu zaman insan sağlığı için çok tehlikeli bir mineral olabilmektedir. Türkiye’de kırsal bölge erkeklerinin sigara içme oranı %70′leri bulduğunu ve bununla birlikte asbest lifi soluduğunu var sayarsak halkımızın ne kadar yüksek kansere yakalanma şansı olduğunu anlarız.


    Asbestin beniğn veya maliğn hastalık yapabilmesi için, solunduktan 20-40 yıl bir sürenin geçmesi gerekmektedir. İnsanlar asbesti, iş ortamında (mesleksel veya occupational) veya çevresel (environmental veya domestik) yolla soluyabilir. Az da olsa, asbest işçisinin giysisine takılmış olan tozu evdeki yakınları indirek olarak soluyabilmektedir ki buna in direk ya da paraoccupational yolla asbest solunması denilmektedir.


    Türkiye’de Orta Anadolu’da yaklaşık olarak 16 milyon kişinin kırsal bölgede yaşadığı kabul edilmektedir. Bunların yirmi yaşın üstündekilerin yaklaşık % 25′inde asbeste bağlı beniğn plevral hastalıklar bulunmaktadır. Bu oran yaş ilerledikçe lineer olarak artmakta ve % 80′lere ulaşabilmektedir. Asbest denilince aklamMaliğn mezotelyoma gelmektedir. Batı dünyasında maliğn mezotelyoma insidansı 1-2.2 / 1.000.000 / yıl iken Türkiye’de yılda en az 500 kişide bu hastalık görülmektedir. Batı ülkelerinde emekli asbest işçisi hastalığı olan maliğn mezotelyoma, ülkemizde orta yaş hastalığı durumundadır. Bizim kırsal bölgemizin insanları asbesti çevresel- domestik yolla solumaktadır. Yukarıda bildirilen yıllık sayının en fazla onu mesleksel asbest solunmasıyla meydana gelebilmiştir. Yani, batı dünyasının mesleksel hastalığı, bizim çevresel hastalığımızdır. Aslen Orta Anadolu kökenli olup ta Avrupada çalışırken mezotelyomaya yakalanmış işçilerimiz tazminat almak için baş vurduğunda bu kabul edilmemekte ve akciğerindeki asbestin Anadolu toprağında bulunan tremolit olduğu gösterilerek istekleri kabul edilmemektedir. Avrupa’daki işçilerimizdeki asbestle ilgili hastalıklar, “Imported asbestos” diye yayınlanması komik olduğu kadar yüz kızartıcı bir durumdur.


    Türkiye’de çalışan isçilerde de aynı karışıklık söz konusudur. Asbest işlenen bir fabrikada çalışanda bununla ilgili bir hastalık ortaya çıktığında işveren- işçi arasında sorun ortaya çıkmaktadır. İşçiyi hasta eden asbest onun köyünden mi gelmiştir, yoksa iş yerinden mi ?


    Türkiye’de asbest liflerinin solunması, içinde asbest bulunan beyaz toprağın, “Ak toprak”, “Gök toprak”, “Ceren toprağı” “Çelpek” gibi çeşitli isimlerle, kireç, sıva, çatı ve zemin toprağı olarak kullanılmasından gelmektedir. İç Anadolu köylerinde bu amaçla kullanılan toprağın çoğunun içinde hiçbir endüstriyel değeri olmayan tremolite asbest bulunmaktadır. Bu tür asbestin lifleri tıpkı mavi ve kahverengi asbest gibi ince uzun veya kalın olabilmektedir.


    Ülkemizde çevresel yolla asbest solunmasına bağlı hastalıkların en yoğun olduğu bölgeler: Eskişehir’in Mihallıççik ilçe ve köyleri, Konya Ereğli’sinin Halkapınar ve Ayrancı köyleri, Çankırı’nın Ilgaz ve Şabanözü köyleri ve Yozgat’ın Sorgun ilçesi ve köyleri, Sivas’ın Yıldızeli ve Şarkışla köyleri, Güney Doğu Anadolu bölgesinde Diyarbakır’ın batısındaki Ergani ve köyleri, Elazığ’ın Maden ve Polu köyleri, Malatya, Adıyaman ve Urfa’nın Siverek ilçesi yer almaktadır. Karadeniz’in sahil bölgeleri ve Doğu Anadolu yerleşim yerlerinde asbestle ilgili hastalık bulunmamaktadır. Trakya’nın birkaç köyünde asbest solunmasına bağlı beniğn plevral değişikliklere rastlanmıştır. Ege bölgesinde sadece Denizli’in Tavas ilçesi köylerinde, Burdur’un Yeşilova bölgesi, Kütahya’nın Aslanapa ve Gediz ilçesi, Afyon’un Elmadağ ilçesi köylerinde sporadik asbestle ilgi hastalıklar bulunmuştur. Akdeniz bölgesinde, Toros dağları yamaçlarındaki köyler ve Hatay’ın Kırıkhan ve Reyhanlı köylerinin bazılarında tremolit asbest içiren toprağın yukarıda bahsedilen yolla kullanılması sonunda iç ortam havanının solunmasıyla asbesle ilgili hastalıklar gelişmektedir.


    Bir kristalize aluminosilikat olan zeolit’lerin doğal 30 türünün içinde sadece erionite ve mordenite lifsel yapıdadır. Bunlardan yalnız kristal yapısi lifsel olan erionite’in epidemiyolojik, in vivo ve in vitro olarak karsinojenik ve fibrojenik olduğu gösterilmiştir. Erionite’nin şimdiye kadar bilinen en potent kanser yapıcı bir mineral olduğu Dünya Sağlık Teşkilatına bağlı, Uluslararası Kanser Araştırma Kurumu (International Agency Research on Cancer) tarafından kabul edilmiştir.


    Binlerce yıl önce Erciyes, Hasandağ ve hemen yakınındaki Melendiz dağlarının volkanik lavlarının örttüğü, yabancıların Cappadocia, bizlerin Göreme dediği bölgede eşsiz doğa harikası olan jeolojik bir yapı ortaya çıkmıştır. Bu yörenin sadece üç yerinde, su ve tuz ile reaksiyona giren volkanik lavlar chabazite, clinopitololite ve kristalize olarak lifsel yapıda erionite’nin oluştuğu yerlerde Karain, Tuzköy ve Sarıhıdır köyleri yerleşmiştir. Erionite’nin asbestin yaptığı hastalıkların tümüne sebep olduğu Göreme bölgesindeki çalışmalarla gün yüzüne çıkmıştır. Bu bölgedeki üç köyden ayrı olarak diğer köylerde seyrek de olsa maliğn plevral ve peritoneal mezotelyoma endemisi olduğu tarafımızdan gösterilmiştir. Bölgeden gelen mezotelyomalı hastaların ortalama yaşı 50 olup en genci 26, en yaşlısı ise 75 bulunmuştur. Hastalık hem kadınlarda ve hem de erkeklerde görülüyordu. İşin ilginç yanı, hastalığın bazı ailelerde daha yoğun bir şekilde görülmesiydi. Bir aile içinde plevral ve peritoneal mezotelyoma ile birlikte lenfoma, karaciğer kanseri, kemik sarkomu gibi mezotelyoma dışı tümörler de görülmekteydi. Bu gözlemler kanserin oluşmasında esas etken erionite olmakla beraber genetik yatkınlığın da ek faktör olarak etkili olabileceğini işaret etmektedir.


    Göremenin Karain, Tuzköy ve Sarıhıdır köylerinde yapılan proportional mortalite çalışmalarında, ilk iki köyde ölenlerin % 70′inin maliğn hastalıktan öldüğü gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Buna karşın Kızırmağın güneyindeki eski yerleşim yerini nehrin taşkınları ve arkadaki kayaların düşerek insan ve hayvan zayiatına sebep olması nedeniyle zamanın hükümeti 1958 yılında köyün nehrin kuzey yakasındaki tuğla, briket gibi malzeme ile yapılmış yeni evlere taşınmasını sağlamıştır. Sarıhıdır’daki mortalite oranının % 50′nin altında olması buna bağlı olsa gerek. Bu köydeki hastaların birisi hariç tümü eski köyde doğmuş bireylerdi. Bu olay Göreme’deki kanser sorununun ancak, köy yerlerinin değiştirilmesiyle çözülebileceğini göstermektedir.


    Göreme’deki kanserli köylerdeki insanlar, ev ve bahçe duvarlarının yapı taşları olan su kayasının içindeki erionit’ten solumaktadır. Hasta ve sağlamların bronş sekresyonunda, soludukları evin havasında ve akciğerlerinde hem erionite lifleri ve asbest cisimciğine benzeyen zeolite cisimcikleri gösterilmiştir. Bugün sadece 35 haneli bir köy haline gelen Karainliler’ın büyük bir kısmı, çeşitli nedenlerle, yurt içi ve yurt dışı yerlerde yaşamlarını sürdürmektedirler. Köyden ilkokulu bitirdikten sonra ayrılanların bile dünyanın neresine giderse gitsin mezotelyoma riskini taşımaktadır.



    ASBESTOSİS

    Evinizde Hazirlayabileceginiz Maskeler

    DOMATESLE SİHİRLİ MASKE


    Domates bir sağlık ve güzellik hazinesidir. Vücut direncini arttıran, cildi güzelleştiren, yaşlanmayı önleyen en önemli gıdalar arasında yer alır. Domateste bulunan likopen maddesi, bilinen en etkili antioksidandır. Birçok besinin


    DOMATESLE SİHİRLİ MASKE


    Domates bir sağlık ve güzellik hazinesidir. Vücut direncini arttıran, cildi güzelleştiren, yaşlanmayı önleyen en önemli gıdalar arasında yer alır. Domateste bulunan likopen maddesi, bilinen en etkili antioksidandır. Birçok besinin aksine, domates piştikçe değeri artar ve özellikle zeytinyağıyla birlikte tüketildiği zaman vücut tarafından daha kolay sindirilir. Domates cildimiz için de çok yararlıdır. Cilt hücreleri arasındaki bağları kuvvetlendirir ve güneş hasarlarını önler. Halk içinde arı sokmasında, vücuda batan diken ve camların çıkarılmasında, nasır ve siğilin temizlenmesinde, sarılık hastalığında, ateş ve güneş yanıklarında yaygın olarak kullanılır. Domates vücudumuzdaki nemin korunmasına yardımcı olur. Kışın veya yazın günde 1 domates veya 1 kaşık salça tüketmek 8 bardak su içmek kadar yararlıdır.

    SİVİLCELERİ GEÇİRİR

    Cildiniz yağlı ise domates maskesi tam sizin içindir! Özellikle komedonlar (siyah noktalar) ve akneleri etkin bir şekilde iyileştirir. Çünkü domates yağ salgısını dengeler ve hafif bir peeling sağlar. Yüzünüzde bir sivilce mi başlıyor? Hemen üzerine biraz domates salçası sürün. Ağrısı geçer ve hızla iyileşir. Domates maskelerini ne şekilde uyguladığınız çok da önemli değildir. Domatesi ortadan kesip yüzünüze sürebileceğiniz gibi, rendeleyebilir yahut 1 kaşık dolusu domates püresi veya salça kullanabilirsiniz. Ardından 10-15 dakika kadar bekleyin ki, domatesin özü cildinize iyice nüfuz etsin.


    PEELING ETKİSİ YARATIR

    Sonra bir dilim domatesle hafifçe yüzünüzü ovun. Çünkü domates hafif bir peeling’e de yardımcı olur. Süre dolunca, yüzünüzü ılık su ile hafifçe yıkayın. Yüzünüzdeki belli belirsiz domates kalıntıları cildinizin PH’ını dengelemeye devam eder. Cildiniz kuruysa, domatesin içine biraz zeytinyağı karıştırın. Yine aynı şekilde 10-15 dakika bekleyin ve sonra yüzünüzü ılık suyla yıkayın.


    MUCİZELER YARATIYOR!

    Domates maskesi yaptığınızda cildinizde tatlı bir kıpırtı duyabilirsiniz. Ancak bu yanmaya dönüşürse hemen yıkayın. Çünkü bazı insanların domatese karşı alerjisi vardır. Domates maskesi antiaging bir mucize gibidir. Ben tüm hastalarıma 25 yaşından itibaren bu uygulamaya başlamalarını öneriyorum. Çok yakında her yerde domates kremleri veya peeling’leriyle karşılaşırsanız hiç şaşırmayın!



    Evinizde Hazirlayabileceginiz Maskeler

    2008 Yılının Dikkat Çeken Trendleri

    Geometrik desenler

    Romantik küçük çiçek desenleri yerini geometrik desenlere bıraktı. Bej, krem, taba gibi natürel toprak renklerini parlak renklerle canlandıran tasarımcılar, geometrik desenlerini bluzlar, etekler, elbiselerde kullanmış.


    Canlı renkler

    F


    Geometrik desenler

    Romantik küçük çiçek desenleri yerini geometrik desenlere bıraktı. Bej, krem, taba gibi natürel toprak renklerini parlak renklerle canlandıran tasarımcılar, geometrik desenlerini bluzlar, etekler, elbiselerde kullanmış.


    Canlı renkler

    Floresan renkler hayatımıza girdi ve ilkbahar/yaz sezonunda da yine çok moda. Limon sarısı, fosforlu pembe gibi canlı renkler giymeye hazırlıklı olun. Natürel renklerle birlikte aksesuarda da kullanılan bu renkler sıcak yaz havasını şimdiden yansıtıyor.


    Renk blokları

    Pardesüler, elbiseler ve eteklerde kalın çizgili renk blokları moda tasarımcıların yeni sezon için tasarımlarında dikkat çekiyor. Gri, siyah gibi renkleri yine canlı renkler kullanarak üçüncü bir renk farklı kılıyor.


    Yüksek bel

    Artık düşük belli pantolonları kaldırmanın zamanı. 1970′lerin etkilerini gördüğümüz defilelerde göğüs altında biten yüksek bel kesim, sadece pantolonlarda değil, şortlar ve eteklerde de çok kullanılmış. Denim, koton ya da gabardin kumaşlarda kullanılan yüksek bel kesimler yeni sezon için hâkimiyetini ilan ediyor.


    Lüks materyaller

    Moda tasarımcıları koleksiyonlarında kaşmir, ipek, keten gibi malzemeleri kullanarak kendimizi daha da iyi hissetmemizi sağlayacak. Şehirli feminen kadın, rahat kesimlerle ilkbahar/yaz sezonuna damgasını vuracak.



    2008 Yılının Dikkat Çeken Trendleri

    Primula Vulgaris

    Primula Vulgaris Halk arasında Primula ya da Onbiray Çiçeği olarak bilinir.Bahçede ya da balkonda yetiştirilebilen çok yıllık bir çiçektir.Familyası Primulaceae dır.

    Uygun yetiştirme şartlarında Aralık ayından Mayıs ayına kadar çiçekli kalır.

    Öbek şeklind


    Primula Vulgaris Halk arasında Primula ya da Onbiray Çiçeği olarak bilinir.Bahçede ya da balkonda yetiştirilebilen çok yıllık bir çiçektir.Familyası Primulaceae dır.

    Uygun yetiştirme şartlarında Aralık ayından Mayıs ayına kadar çiçekli kalır.

    Öbek şeklinde yapısı vardır 15cm kadar çap ve boy yapar.Tohumlarının olgunlaşma aralığı Nisandan Ağustosa kadardır.

    Her türlü ışıklı ortamda yetiştirilebilecek töleranslı bir türdür.Işıklı,yarı gölge ya da gölge alanlarda kullanılabilir.

    Ancak yarı gölge alanlarda uzun süre çiçekli kalır,serin yerleri ve organik bakımdan zengin toprakları sever.



    Primula Vulgaris

    Galaxy S4

    Samsung Galaxy S4 vs HTC One 011 SamsungGalaxy S4 review 03 580 903 whitesmoke 35627724 20 610x4361 13.03.14 Galaxy S42 Samsung Galaxy S411 original1


     


     


    Size comparison Galaxy S4 vs iPhone 5 Martin Hajek 0011 galaxy s4 htc one iphone51 samsung galaxy s4 galaxy note 2 iphone 51  galaxy s41 f2a753c790117f59 1600x12001 samsung galaxy s 4 12 of 351 galaxy s 4 vs iphone1



    Galaxy S4

    Galaxy S4

    Galaxy S4



    Galaxy S4

    Klamidya Enfeksiyonu

    Klamidya enfeksiyonu chlamydia trachomatis adı verilen bir bakterinin sorumlu olduğu bir hastalıktır ve özellikle gelişmiş ülkelerde cinsel yolla bulaşabilen hastalıkların en sık görülenidir. A.B.D.’de her yıl 4 milyon yeni klamidya vakası görülmektedir v


    Klamidya enfeksiyonu chlamydia trachomatis adı verilen bir bakterinin sorumlu olduğu bir hastalıktır ve özellikle gelişmiş ülkelerde cinsel yolla bulaşabilen hastalıkların en sık görülenidir.


    A.B.D.’de her yıl 4 milyon yeni klamidya vakası görülmektedir ve maalesef bu kadınların %40′ından fazlası hasta olduğunun farkında değildir. Çoğu zaman enfeksiyon herhangi bir belirti vermez ve başka bir nedenden dolayı doktor kontrolüne gidene kadar fark edilmez. Problemin erken dönemde fark edilebilmesi için yılda bir ya da tercihan 6 ayda bir doktor kontrolü ve tarama testlerinin yapılması şarttır. Bu özellikle genç kadınlarda ve birden fazla partneri olan 35 yaş üstü kadınlarda önemlidir.


    Belirtileri


    Genelde belirti vermemesine rağmen bazı kadınlarda hafif sarımsı akıntı, idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, vajinal bölgede yanma ve kaşınma, kızarıklık, şişlik, dış genital organlarda yaralar, ilişki esnasında ağrı ve anormal kanama gibi kalmidya enfeksiyonuna özgü olmayan nonspesifik tabir edilen belirtiler olur. Erkeklerde ise en sık bulgu penisden olan akıntı ve idrar yaparken olan yanmadır.


    Tanı


    Tanı hastanın öyküsü ve muayene esnasında alınan servikal doku örneğinin laboratuvarda incelenmesi ile konur. Bu masraflı bir teknik olmasına ve heryerde yapılamamasına rağmen en etkili teşhis yöntemidir.


    Klamidyayı saptayacak ve tarama testi olarak kullanılabilecek idrar analiz teknikleri geliştirmek amacı ile çalışmalar sürdürülmektedir. Klamidya saptandığında kişinin son 1 hafta içinde ilişkide bulunduğu bireyler de taranmalıdır.


    Tedavi edilmediği taktirde klamidya enfeksiyonununen ciddi sonucu infertilitedir.


    Pek çok kadında pelvik iltihabi hastalığın etken faktörü klamidyadır ve vücuda girdikten uzun yıllar sonra bu tabloya neden olabilir. Klamidya enfeksiyonu karın boşluğu içerisinde yapışıklıklara neden olur ve uzun dönemde çocuk sahibi olmada güçlükler meydana gelebilir.Enfeksiyon varlığından habersiz olan gebe kadınları bekleyen en büyük tehlike ise erken doğum riski ve bundan çok daha önemlisi doğum esnasında mikroorganizmayı bebeğe bulaştırmaktır. Klamidya bebeklerde göz iltihaplarına neden olur. Trahom adı verilen bu hastalık körlükle dahi sonuçlanabilir. Ayrıca yenidoğanlardaki diğer bir tehlike de klamidya zaatürresidir. Bu nedenle gebe olan her kadında klamidya taraması iddeal olarak yapılmalıdır.


    Önlem

    Klamidya enfeksiyonundan korunmanın en etkili yolu diğer bütün cinsel yolla bulaşan hastalıklarda olduğu gibi (uzun süreli tek eşli bir ilişki yok ise) kondom kullanmaktır. Bunun dışında yıkanırken akan suyla yıkanmak yani duş yapmak, vajina içini su ile yıkamamak, sentetik iç çamaşır yerine pamuklu olanları tercih etmek, çok dar pantolon giymemek gibi basit kurallara dikkat etmek tüm vajinal enfeksiyonlardan korunmada olduğu gibi klamidyadan da korunmada etkilidir. En az yılda bir herhangi bir yakınma olmasa bile kontrole gitmek de genel sağlık açısından önemlidir.


    Tedavi

    Klamidyanın tedavisi antibiyotikler ile olur.Yapılan araştırmalar sonucu Amerikan Hastalık Kontrol ve Öneme Dairesi klamidya enfeksiyonları için standart protokoller önermiştir. Bu tedaviler ile klamidya herhangi bir zarar yaratmadan tedavi edilebilir. Klamidya ile gonore (bel soğuklu) genelde birarada bulunduğundan bu hastalıklardan bir teşhis edildiğinde diğerine yönelik tetkik ve tedaviler de mutlaka yapılmalıdır.



    Klamidya Enfeksiyonu

    FLAGYL %0,5 100 ML(SETLİ) yan etkileri

    Kinolon grubu antibiyotiklere özgü yan etkiler, siprofloksasin tedavisinde de görülebilir. Bulantı, kusma, diyare, hazımsızlık, şişkinlik, iştahsızlık gibi gastrointestinal yan etkiler; baş dönmesi, baş ağrısı, uykusuzluk, huzursuzluk gibi merkezi sinir s


    Kinolon grubu antibiyotiklere özgü yan etkiler, siprofloksasin tedavisinde de görülebilir. Bulantı, kusma, diyare, hazımsızlık, şişkinlik, iştahsızlık gibi gastrointestinal yan etkiler; baş dönmesi, baş ağrısı, uykusuzluk, huzursuzluk gibi merkezi sinir sistemiyle ilgili yan etkiler; deri döküntüleri, kaşıntı, dil ve glottis ödemi gibi aşırı duyarlılık reaksiyonları; seyrek olarak paroksismal taşikardi, migren, eozinofili, lökopeni, lökositoz; çok seyrek olarak trombositopeni, protrombin zamanında değişiklikler gibi hematolojik yan etkiler görülebilir.


    Ayrıca, çok seyrek olarak eklem ağrıları, ışığa duyarlılık, yüksek frekanslarda geçici işitme azalması bildirilmiştir. Laboratuvar değerlerine etkileri: Özellikle önceden karaciğer hasarı olanlarda transaminaz ve alkalen fosfotaz enzimlerinde yükselme görülebilir. Çok seyrek olarak üre, kreatinin ve bilirubin değerlerinde geçici artış, kristalüri ve hematüri bildirilmiştir.


    FLAGYL %0,5 100 ML(SETLİ) dozu kullanimi



    FLAGYL %0,5 100 ML(SETLİ) yan etkileri

    Naylon Poşetlerde Kanser Riski

    Kisa Bilgi : Naylon poşetlerin sıcakla birlikte gıdalara cıva, kurşun gibi kanserojen madde aktardığını söyleyen Dr. Nilgün Tekkeşin, koyu renkli poşetlerden uzak durulması gerektiğini ifade etti.


    Dr. Sami Gören ise naylon poşetlerin hayatımızdan çıkar


    Kisa Bilgi : Naylon poşetlerin sıcakla birlikte gıdalara cıva, kurşun gibi kanserojen madde aktardığını söyleyen Dr. Nilgün Tekkeşin, koyu renkli poşetlerden uzak durulması gerektiğini ifade etti.


    Dr. Sami Gören ise naylon poşetlerin hayatımızdan çıkarılması için aşamalı bir yol izlenmesini ve vergi alınmasını önerdi.


    Naylon poşetler dünyanın birçok ülkesinde sağlığa ve çevreye zararları nedeniyle yasaklanıyor. Ülkemizde küresel ısınmanın da en büyük sebebi olarak gösterilen naylon poşetlerin üretimine ve tüketimine yönelik bir yasal düzenleme bulunmuyor. Dünyadaki düzenlemelerin benzer uygulamaları ise birçok ilde belediyeler tarafından yürütülmeye çalışılıyor. Belediyeler naylon poşetin zararlarına karşı çözümü doğada çözülebilir poşetlere geçişte buluyor. Belediyeler naylon poşet kullanımını azaltabilmek için alternatif pazar torbaları dağıtıyor ve esnafa tebligat gönderilerek çevre dostu naylon poşet kullanımını artırıyor. Doğa dostu poşet ile sıradan naylon poşeti ayırt etmekte zorlanan tüketiciler kafa karışıklığı yaşarken uzmanlar tüketicileri uyarıyor: Her çevre dostu poşet tamamen sağlığa ve çevreye zararsız değil, fileli günlere geri dönün.


    Çevre dostu poşetlerin de aflatoksin içerdiğini söyleyen Memorial Hastanesi Biyokimya Uzmanı Dr. Nilgün Tekkeşin, bu maddenin gıdalara teması halinde yiyeceklere kansere yol açan cıva, kurşun, kadmiyum gibi zararlı maddelerin geçtiğini belirtiyor. Tekkeşin, “Plastik maddeler, yüksek ısı ile çözündüğünde ortama yayılır. Plastik maddelerin içeriğindeki bileşenler ise kanserojendir. Dolayısıyla gıda maddelerinin saklanması esnasında uzun süreli güneş ısısı altında kalması bile bu kanserojenlerin insan sağlığını tehdit etmesine neden olacaktır. Sağlığımızı korumak için naylon poşetleri mümkün olduğunca kullanmayalım. File ve kumaş çantaları tercih edelim.” diyor. Atık plastik maddeden üretilen koyu renkli poşetler, pet şişe, kova ve tıbbî atık gibi maddelerin toplanarak tekrar işlenmesiyle üretiliyor. Özellikle bu atık poşetler, kanser riskini daha da artırıyor. Geri dönüşümle elde edilmiş naylon poşetlerin gıdayla uzun süre temas etmesinin çok tehlikeli olduğu vurgulayan Nilgün Tekkeşin, geri dönüşümlü poşetlere göre kaliteli poşetlerin daha sağlıklı olduğunu da vurguluyor. Tekkeşin, “Bir plastik torbanın kaliteli olup olmadığını kokusundan ve dokunulduğunda çıkardığı sesten anlamak mümkündür. Kaliteli poşet kırıştırırken ses çıkarır. Kalitesiz poşetlerde katlandığında bu sesi duymak mümkün değildir. Ayrıca kaliteli poşet kokusuz olur, kalitesizler ise kötü kokular açığa çıkarır.” diye söylüyor.


    POŞETLER KANSEROJEN madde İÇERİYOR


    Fatih Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Dr. Sami Gören, çevre dostu poşetlerin de kanserojen etkiye sahip olduğunu ve bütün naylon poşetlerin hammaddesinin aynı olduğunu belirtiyor. Sami Gören, çevre dostu poşetlerin çevre kirliliğini ve küresel ısınma tehlikesini ortadan kaldırmadığını vurguluyor. Gören, “Yapım aşamaları ve hammaddesi göz önüne alındığında, hemen hepsi kanserojen etkiye sahip. Hatta güneş ışınları ile bozunmaya ve parçalanmaya başlayınca kirlilik etkileri daha da artıyor. İnsanlar daha rahat bu poşetlerden kullanmamalı, naylon poşetleri mümkün olduğunca hayatımızdan çıkarmalıyız.” diyor. Dr. Gören, naylon poşet kullanımını azaltmak içinse aşamalı bir yol izlenmesi gerektiğini, naylon poşet ve naylon ambalajlara vergi uygulamasının yükseltilmesinin bilinçsiz kullanımı azaltabileceğini belirtiyor. Dr Gören, naylon poşetlerin marketlerde vemerkezlerinde parayla satılmasının da çevre bilincini artıracağını söylüyor.


    Tüketici Bilincini Geliştirme Derneği (TÜBİDER) Başkanı Fuat Engin ise naylon poşet yasağının uygulandığı ülkelerde olduğu gibi geniş katılımların sağlanabilmesi için yasal düzenlemelerin şart olduğunun altını çiziyor. Engin, “Yerel yönetimlerin naylon poşetlere yönelik çalışmalarını çevre ve tüketici örgütleri ile işbirliği içerisinde gerçekleştirmeleri uygulamanın etki alanını genişletecektir. Her tüketici kişisel olarak bilinçlenirse naylon poşetlerin yaşamımızdan çıkarılmasının sürecini kısaltacaktır.” diyor.


    Dünyada nasıl uygulanıyor?


    Fransa: Paris’te naylon torba kullanımı 2009 yılında yasaklandı. 2011 itibarıyla ise Fransa’nın bütün şehirlerinde yasaklanması planlanıyor.


    ABD: ABD’nin New York kentinde de Şehir Konseyi 5 bin ve daha fazla metrekareden büyük ya da beşten fazla şubesi olan mağazalar için plastik torba geri dönüşüm kutusu yerleştirme zorunluluğu getirdi. Ayrıca tüm şehirde geri dönüşümü olmayan plastik poşet kullanımını yasakladı. Poşetlerin yanına, ‘Geri dönüşüm sistemine katılmak için bu torbayı geri getirin’ yazmak zorunlu kılındı. Naylon poşetler, San Francisco, Oakland ve Kaliforniya’da alışveriş merkezleri ve eczanelerde kullanılmıyor.


    Hindistan: Yeni Delhi ve Bombay başta olmak üzere, dört bölgede naylon torba kullanımı yasaklandı.


    Tayvan: Naylon poşetin yasaklanmasının yanı sıra plastik çatal-bıçak kullanımı da yasaklandı.


    İrlanda: Naylon torba kullanmak isteyen, 20 cent vergi ödüyor. Uygulama poşet kullanımını azaltıyor.Kenya: 2008 itibarıyla tüm ülkede naylon poşet kullanımı yasaklandı.


    Güney Afrika: İnce torba yasak, geri dönüşümlü olanlar serbest.


    Ruanda: 2008 yılından itibaren naylon poşet kullanımı bütün ülkede yasaklandı.


    Çin: Naylon poşetleri ücretli yaparak her yıl 37 milyon fıçı petrol tasarrufu gerçekleştiriyor.


    Uganda: İnce naylon poşetler yasaklanırken, kalın poşetler ise vergi ödenerek kullanılabiliyor.



    Naylon Poşetlerde Kanser Riski

    Salatalığa dikkat!

    Almanya’da salatalıktan bulaştığı tahmin edilen Enterohemorajik Escherichia coli (EHEC) bakterisi konusunda uzmanlar uyarıyor!


    Ankara Üniversitesi (AÜ) Veteriner Fakültesi Gıda Hijyeni ve Teknolojisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. İrfan Erol, organik üretimin,
     ”bu ürünlerin her türlü hastalık yapıcı mikroorganizmadan ari olduğu” anlamına gelmediğini belirterek, gıda tüketimi aşamasında hijyen ve temizliğe dikkat etmeleri konusunda tüketicileri uyardı.


    Prof. Erol, Almanya’da salatalıktan bulaştığı tahmin edilen Enterohemorajik Escherichia coli (EHEC) bakterisi nedeniyle yaşanan sağlık sorunu  hakkında yaptığı değerlendirmede, bugün Almanya’daki meslektaşları ile görüştüğünü ve ölü sayısının 11’e ulaştığını, ayrıca İsveç ve Norveç’de de benzer olaylara rastlandığını öğrendiğini bildirdi.


    Erol, bakterinin, hayvanların mide ve bağırsaklarında bulunduğunu, bu hayvanların dışkısının tarımsal üretimde gübre olarak kullanılması ile insanlara  gıda yoluyla bulaşma riskinin bulunduğunu anlattı. Erol, hayvan gübrelerinin organik üretimde fermente edilmeden kullanılmaması gerektiğini vurgulayarak, gübrelerin fermente edilmiş olsa bile bu bakterilerin bitkinin yaprağında veya meyvesinde bulaşık olarak kalabileceğinin altını çizdi. Erol, söz konusu tarımsal ürünlerin tüketiminde temizlik ve hijyene çok dikkat edilmesinin önemine değinerek, şu uyarılarda bulundu:


    “Organik üretim, bu ürünlerin her türlü hastalık yapıcı mikroorganizmadan ari olduğu anlamına gelmez. Organik üretim, sonuçta, kimyasal bulaşanlardan ari ürün elde etmeye yönelik bir yaklaşım. Kimyasal gübre yerine hayvan gübresi kullanıyorsunuz. Tarımsal üretimde kullanılan hayvan gübresinin olgunlaştırılmış olması gerekir. Hastalığa neden olan bakteriler, hayvanların bağırsaklarında, midesinde olan bakteriler. Dışkı ile bitkilere ve meyvelere bulaşıyor. Üretim sırasında yaprakta ve sebzede yaralanma olunca içine de girebiliyor. Bu nedenle sebze ve meyvelerin tüketiminde hijyene, temizliğe çok dikkat edilmesi gerekiyor.”


    Erol, Almanya’da yaşanan olayın, İspanya’dan ithal edildiği düşünülen domates, salatalık ve marul benzeri salata malzemesinden kaynaklandığını belirtti.


    HASTALIK YAPAN BAKTERİ, ABD VE KORE’DEKİYLE AYNI


    Prof. Dr. Erol, Almanya’daki olayın, şimdiye kadar “Enterohemorajik Escherichia coli (EHEC) ve E. coli O157:H7″ serotipinden kaynaklandığının düşünüldüğünü, ancak yapılan testler sonucunda, bunun “Escherichia coli O 104:H4″ olduğunun belirlendiğini bugün Alman meslektaşları ile yaptığı görüşmede öğrendiğini açıkladı. Erol, “Bu serotip, aynı zamanda daha önce Kore’de 2005 yılında ve ABD’de 1994’te Montana eyaletinde de görülen serotipe benzerlik gösteriyor. Bu durum, bugüne kadar sık rastlanmayan farklı bir serotipin yayılabileceğine işaret ediyor” dedi.


    AZ PİŞMİŞ HAMBURGER, KIYMA VE ÇİĞ SÜTTE DE RİSK VAR


     İrfan Erol, en önemli kaynağı, sığırlar başta olmak üzere ruminantların (geviş getirenler) sindirim kanalı olan EHEC bakterisi hakkında şu bilgiyi verdi:


    “EHEC, bilinen E. coli tipleri içerisinde en önemlisi olup, ölümle sonuçlanan çoğu gıda kaynaklı infeksiyonlardan sorumlu tutulan O157:H7 serotipini içerir. Hemorajik kolitis (HC) ve hemolitik üremik sendrom (HUS) nedeni olarak dünyanın hemen her bölgesinde, başta küçük çocuklar ve yaşlılar olmak üzere tüm yaş gruplarını etkileyen E. coli O157:H7, gıdadan ilk kez 1982 yılında
     saptanmıştır. Hastalık, ABD, Kanada, İngiltere, Japonya, Avrupa ve Afrika’da görülmüş ve bu olaylarda birçok insan yaşamını kaybetmiştir.


    Bu bakterinin en önemli kaynağı, sığırlar başta olmak üzere ruminantların (geviş getirenler) sindirim kanalıdır. Epidemiyolojik çalışmalar, infeksiyonların başlıca yetersiz pişirilmiş hamburger, sığır kıyması ya da kıyma bazlı gıdalar ile daha az olarak da çiğ süt tüketiminden kaynaklandığını ortaya koymuştur. Ayrıca, Almanya’da ortaya çıkan epidemide olduğu üzere muhtemelen sığır veya diğer ruminantların gübresi ile bulaşık bazı bitkisel gıdalar da infeksiyonun insanlara bulaşmasına neden olmaktadır. İnfeksiyonun hayvanlardan insanlara veya insanlardan insanlara geçtiği de bildirilmiştir. Hastalık, etkenle bulaşık göl ve yüzey sularından da insanlara geçebilmektedir. Hastalığa sıcak mevsimlerde daha sıklıkla rastlanılmaktadır.”


    MİDEDE ÖLMEYEN BAKTERİ


    Hastalık yapıcı olan E. coli O157:H7’nin Türkiye’deki büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarda da bulunduğunu ancak gıda kaynaklı hastalıklarda insanlarda tespit edilmiş bir vaka kayıtlara geçmediğini belirten Erol, “Bu durum Türkiye’de insanların EHEC’den dolayı hastalanmadığı anlamına gelmiyor. Çünkü Türkiye’de özellikle gıda zehirlenmelerinde hastalığın nedeni konusunda epidomolojik çalışma yapılmıyor” dedi.


    E. coli O157:H7’nin “asidik koşullara dirençli” olduğuna dikkati çeken Erol, bu özelliğinden dolayı bakterinin, midenin asidik ortamından çoğunlukla etkilenmeden bağırsaklara geçtiğini anlattı.


     Fermente sucuk ve elma suyu (apple cider) gibi asidik gıdaların tüketimine bağlı olarak ortaya çıkan infeksiyonların, bakterinin aside dirençli olmasından kaynaklandığını kaydeden Erol, bağırsak infeksiyonlarına özellikle altı  yaşına kadar olan küçük çocuklar ile  yaşlı ve immun sistemi zayıf insanların duyarlı olduğuna işaret etti. Erol, bu grupların riskli olduğunu belirtti.


    DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR


    Hastalıktan korunmada çiftlikten sofraya gıda güvenliği yaklaşımının esas alınması ve temel hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Erol, şu önerilerde bulundu:


    “İnfeksiyon etkeninin asıl kaynağının sığır, koyun gibi ruminantlar olduğu dikkate alınarak mezbahalarda kesim işlemi sırasında etin dışkıyla bulaşmasını önleyecek tedbirler alınmalı, yine meme ve sağım hijyeni ile soğuk zincirin sağlanmasına özen gösterilmelidir. Kıyma ve benzeri çiğ gıdalar iyice pişirilmelidir. Süt mutlaka pastörize edilmelidir. Taze meyve ve sebzeler tüketilmeden önce iyice yıkanmalıdır. Diyareli çocukların bezlerinin değiştirilmesinden sonra eller iyice yıkanmalıdır. Sığır, geyik, koyun ve keçi gibi hayvanlara temastan sonra eller iyice yıkanmalıdır. Taze ruminant gübresi, meyve ve sebze yetiştiriciliğinde kullanılmamalıdır. Civarda çiftlik veya hayvanların yoğun olarak bulunduğu göllerde yüzülmemelidir.”
       


    Milliyet Sağlık



    Salatalığa dikkat!

    Dengeli Beslenme

    Tüm yiyecek ve içecekler hiçbir şekilde vücudumuz için gerekli bütün maddeleri içermemektedir. Bu nedenle yiyecekleri gruplandırmak ve ona göre hareket etmek gerekir. Yiyecek ve içecekler şu gruplardan oluşmaktadır: Et, süt, ekmek ve tahıl, meyve ve sebze


    Tüm yiyecek ve içecekler hiçbir şekilde vücudumuz için gerekli bütün maddeleri içermemektedir. Bu nedenle yiyecekleri gruplandırmak ve ona göre hareket etmek gerekir. Yiyecek ve içecekler şu gruplardan oluşmaktadır: Et, süt, ekmek ve tahıl, meyve ve sebze, şeker ve yağ grubu. Bu saydığımız tüm gruplar, insan organizması için gerekli olup, bunların dengeli olarak alınması çok önemlidir. Bu yiyeceklerden herhangi birinin daha çok veya daha az alınması, ilerde sağlık ve estetik sorununa sebebiyet vermektedir.


    Birçok diyet programına göre, gelişi güzel yapılan kilo verme gayretleri neticesinde genellikle istenen sonuç alınamamaktadır. Söz konusu diyet programlarından sonra vücut açlık hissini devamlı hissettiğinden, kendi koruma mekanizmalarını harekete geçirerek, eski kilonun da üzerinde bir kiloya kadar kendini ayarlamakta ve diyet sonunda süratle o noktaya doğru kiloyu yönlendirmektedir. Bu sebepten, vücudun koruma mekanizmasını harekete geçiren ve vücudu devamlı aç bırakarak, metabolizmayı yavaşlatan ve yağ yakma sürecini pasif hale getiren beslenme programlarından kaçınmak gerekir.


    Burada doğru olan uygulama vücudun bütün fonksiyonlarının normal çalışabilmesini sağlayıp, metabolizmayı koruyan ve yağların azaltılarak, kas hacmini arttıran yeni bir yaşam tarzına yönelmektir.


    Beslenmemizde, temel gıdaları hiç ihmal etmememiz gerekmektedir. Bu konuda önemli olan yağ alımını yeterli ölçüde sınırlamaktır. Bugün dünyanın tüm gelişmiş ülkelerinde insanlar, günlük kalorilerinin %40-90’ını yağlardan almakta ve bu nedenle şişmanlık denilen sorunu yaşamaktadırlar.


    Bu durumu dikkate alırsak, yağ alımınızı günlük kalori ihtiyacınızın %20-30’u civarında sınırlayarak, hiçbir sağlık sorunu olmadan kilo verme çabalarında sağlam adımlar atmış olursunuz.


    Örneğin günlük yiyeceklerimiz içinde önemli bir yer tutan ve kilo aldırıcı hiçbir etkisi olmayan salatanın içine ilave edilen soslar, onu tam bir kilo aldırıcı yiyecek haline getirmektedir.


    Bunun dışında akşamları içilen bir bardak içkinin yanında alınan yağlı kuruyemişler ortalama %75 yağ içerdiklerinden zayıflama diyetlerinin baş düşmanı olabilmektedirler. Örneğin bir avuç fıstık ortalama 400 kalori vermektedir. Halbuki kuruyemiş alırken yapılacak ufak bir ayarlama bu fazla kalori alma konusunu tamamen ortadan kaldıracaktır. Bunun yerine alınacak 3 adet kestanenin yağ oranı ise yağ oranı 1 gramdan az olup, kalorisi de yalnızca 66’dır.


    Yine yeme alışkanlıklarımızdan olan pastadan vazgeçemiyorsanız, çikolatalı ve kremalı pasta yerine meyveli tart yiyerek bu damak tadınızı sağlayıp daha bilinçli hareket ederek yağların kalorisinden kurtulmuş olursunuz.


    Şimdi sıra şekere gelmektedir. Bu da son derece dikkat edilmesi gereken bir maddedir. Günlük yiyeceklerimizde şeker ve benzeri gıdaları düşük oranda tutmak, kilo kontrol ve zayıflamada en önemli hususlar arasındadır. Fakat burada unutulmaması gereken nokta şudur; aynı miktarda alınan yağ, söz konusu şekerin iki mislinden daha fazla kalori vermektedir.


    Burada çok önemli unsurlardan bir diğeri de lifli gıdalardır. Beslenmenizde lifli gıdalara önemli bir yer ayırırsanız sayılamayacak kadar çok fayda sağlamış olursunuz. Örneğin lifli gıdalar sizi birçok barsak hastalığından koruduğu gibi, kan şekerinin ve kolesterolünün de düşmesini sağlayarak önemli bir sağlık avantajı kazandırmaktadır. Ayrıca, lifli gıdaların çoğu sindirilirken verdikleri enerjiden daha fazlasını harcatmaktadır.


    Dikkat çekici olan bir konu da ekmek hakkındaki yanlış inanıştır. Ekmek önemli bir tahıl grubu yiyeceği olup, sanıldığı gibi, yenmesinin kilo aldırma açısından bir riski yoktur. Yapılan diyetlerde, birçok kişi, ekmek yerine peyniri tercih etmektedir. Halbuki aynı miktardaki peynir, ekmeğe göre 5 kat daha fazla kilo aldırmaktadır. Ancak ekmek alımının da ölçülü, dengeli, kepekli ve koyu renk olması daha uygundur.


    Pirinç, makarna, tahıllar, taneli yiyecekler, sebze ve meyvelerden oluşan ve hayvani yağları azaltılmış yiyeceklerden oluşturulan menü, yeterli kalori alımıyla uygulandığında ve yeterli ölçüde sıvı ile (En az iki litre) takviye edildiğinde, dengeli beslenme ve ideal bir yaşam tarzı için en önemli mesafeyi katetmiş ve bu noktadan itibaren fazla kilolarınızın atılması ve sağlıklı yaşam yolunda emin adımlar atmış olursunuz.


    Yeme konusunda çok önemli bir diğer husus da yenen öğünlerin yeterince uygun miktarda olması ve vücuda açlık sinyalleri verdirilmemesidir. Aynı zamanda günlük öğün miktarı da en az 4-6 kez olmalıdır.



    Dengeli Beslenme